Güney Azerbaycan/Tebriz`de (İran) ATATÜRK Yolu

1925 yılında İran tahtına geçen Rıza Pehlevi İran dış politikasında köklü ve önemli değişiklikler yapmıştır. İran Fars Şahı Rıza Pehlevi Türkiye Cumhuriyetinde Atatürk’ü kendisine örnek alarak, Türkiye’de yapılanların benzeri şeklini ve kopyasını İran’da reformlara koymuştur. Atatürk’ü örnek alan İran Şahı Rıza şah, daha sonar ingilizlerle birlikte hep Türkiye’ye oyunlar oynayarak etnik politikalarda rol almıştır.

1979 yılında İran İslam Cumhuriyeti devriminden(!) sonra bu defa İran molla hükümeti, Anadolu’ya kendi şeriat düzenini ve Humeynizmi ihrac etmeye kalktı. İran İslam Cumhuriyet’inin bugünkü siyasi sistemi dine dayalı bir devlet olarak devam etmektedir. İran rejimi, iktidar hakkını “Velayet-e Fakih”e dayandırmakta ve bu sisteme göre Şiilikte 12. imam’ın olmadığı zaman, din adamları(İran’da mollalar) siyasi iktidarı ellerinde buluındurma hakkına sahiptirler. İran’da mollalar ve din ile siyaset bir arad olması ve Şii din yapısı, bütün İran’daki Türk milletini(Azerbaycan, Türkmen, Kaşkayi) ve diğer etnikleri etkilemektedir. Üstelik Türk milleti (İran’da) kendi varlığı ve kimliğinden uzaklaştırılmaktadır. O kadar ki, İran’da bazi insanlar mollalar ve din adamlarının peygamber soyundan geldiğine inanmaktadırlar. İran’ın Türkiye’ye ve Azerbaycan Cumhuriyetine nüfuzu ve etkin istihbarat ağının olduğu bir gerçek. Bu konuda, kendi çıkarlarına ters düşen Türkiye’deki Yahudi lobiciliğinin incelemesinden ve istihbaratından başlayarak, İran çıkarlarına uygun olan Türkiye’deki Şiilik ve Alevilerin yönlendirmelerine kadar faaliyet göstermektedir. Azerbaycan Cumhuriyetinde ise, yoksullara yardım ve İslam adı altında para yardımı, kitap, kuran v.b. yardımları adı altında, etkili bir istihbarat örgütlenmesi gerçekleştirmektedir. Bunu da, İran rejiminden çıkarları sağlanan bazi Azeri Türklerinin eliyle yapmaktadır. Plan ve metod ise, merkez Tahran’dan verilmektedir. Uygulamaları, hem İran’ın dini medresesi olan Kum şehrinde okuyan İran yanlısı Azeri Türkleri, hem de Baku’deki İran’ın Azerbaycan elçiliğnde çalışan Azeri Türkleriyle yapmaktadır. Anadolu’da ise, İran’ın Kum şehrinin dini medreselerinde okuyan bazi Iğdırlı ve Karslı’lar eliyle yapmaktadır. İran’ın Azerbaycan Cumhuriyetinde, çok sayda sözde yardım ve İslami merkezleri ve büroları bulnmaktadır. Aslında bu merkezler İran’ın bu ülkede kurduğu istihbarat ağı sayılmaktadır. Dolaısıyla, Azerbaycan Cumhuriyetinde hala Tahran merkezli planlar yapılmaktadır ve bu planlar giderek artmaktadır.

Bu ortamda, İran’ın bu çirkin işlerine karşı tek ışık veren, aydınlatan yol ve uygun model, hem İran’daki Güney Azerbaycan Türk milletine hem de, Türk olmayan insanlara Atatürk’ün kurduğu systeme ve çizgiye yüz getirmektir. Türk varlığını, kimliğini, istiklalini elde etmeye çalışan Güney Azerbaycan Türk milleti(İran’da) amacına varması; yalnız Atatürk’ün fikir ve ideallerinin seçmesinden geçmektedir. Atatürk yalnız Türkiye Cumhuriyeti için değil, tüm Türklere özellikle Türkiye Cumhuriyetiyle komşu olan ve bölgede Anadolu’dan sonar en çok Türk nüfusuna sahip Güney Azerbaycan ve İran’daki diğer Türklerin (Türkmen ve Kaşkayı) atası sayılmaktadır. İran’ın hem şah Rıza hem de molla rejiminde “Türk” kelimesini İran’daki Türk milletine yasaklayan ve baskıyla eritmeye çalışan İran şeriat-Fars devletine karşı , yalnızca “Ne Mutlu Türk’üm diyene” ve/ya “Ben Türk Milliyetçisiyim” haykırmak, böylece Atatürk’ten örnek almak, ve bu dahi şahsiyetin yolunun devamcısı olmak gerekmektedir.

İran’da Rıza şah zamanından günümüz molla rejimine kadar, Güney Azerbaycan Türk milleti milli mücadeleler vermişlerdir. Atatürk ve çizgisi, Türk milletinin hayatına ve yoluna yön vererek, aydınlanmaya doğru götürecektir. Gerçekten de, tarihte nadir ve sayısı az olan Atatürk gibi bir lider, Türkiye’de yıllar boyu güneş gibi parladığı için, Güney Azerbaycan Türklerine parlak güneş gibi olacaktır. İnkilapçılığın yanında büyük bir fikir adamı ve Türk olması sebebiyle, Güney Azerbaycan Türk milletinin milli davasına da yön verecektir. Zira, Atatürk’ün “Türk’üm” derken duyduğu gururu bu gün Güney Azerbaycan Türk milleti (İran’da) “Haray haray men Türk’em” şeklinde söylemektedir. İran molla-Fars rejimi Türklüğü yok etmeye çalışmakta. Bu arada, Atatürk’ü yıllardır içindeki Türklere unutturmaya ve yabancılaştırmaya çalışan İran şeriat rejimine, en güzel yanıtı Atatürk çizgisi ve yolu verecektir. Atatürk’ün sönmeyen maşalesi Tebriz, Urumiye, Erdebil, Zencan, Qezvin vb. Güney Azerbaycan şehirlerini işıklandıracaktır. Güney Azerbaycan gençliği artık, İran-Fars mollarının kurduğu boş sistem yerine tüm enerjisini Atatürk çizgisi ve yoluna koymağı amaçlamalılar.

21. yüzyılda yeni bir dünya düzeni, özellikle bölge düzeni kurulmaktadır. Başarılı bir Atatürk yolu, Güney Azerbaycan Türk milletinin (İran’da) yerini bu yeni yüz yılda açabilecektir. Çünkü, Atatürk çizgisinde Türk milletine dayanarak İstiklal, Türklük, Empryalizmele mücadele ve onurlu bir milli kurtuluş söz konusudur. Dolaısıyla, Atatürk ilke, inkilapları, fikir ve idealleri İran’da ve özellikle Güney Azerbaycan Türk milleti içinde yaygınlaşmaya doğru gidecektir. Zira Anadolu ve Azerbaycan (Kuzey ve Güney) Türk milleti arasında bir tarihi ve köklü köprü bulunmaktadır. Nitekim, dahi şahsiyet Atatürk’ün Azerbaycan hakkında şöyle bir sözü var; “Azerbaycan’ın kederi bizim kederimiz, sevinci bizim sevincimizdir.”

Aran ERDEBİLLİ

11 Şubat 2015

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s