ERDOĞAN GÜYA BAKÜ VE TEBRİZ DEMİŞ…

thumb300_20130506110819932

Foto: 1news.com.tr

Güney Azerbaycan Milli Hareketinin dikkatine

Hemen Güney Azerbaycan Türk Hükümetinin kurulması gerekmektedir!

Kardeş ülke Türkiye`de mizahi şekilde ayran mı, yoksa rakı mı milli içkimiz? ve kırmızı oje/ruj gibi medyada açıklamaların ve tartışmaların ötesinde ciddi bir olay yaşanmaktadır. Şuan da, PKK terör örgütünün “çekilme” konusu tartışılmaya bşlasa da, dün (08 Mayıs`ta) terör örgütü PKK sınırdan geçti haberleri ve fotoları bile yayımlandı(!) Görünen o ki, AKP Türkiye`si terör örgütü PKK`yı bir zamanlar en büyük destekçileri olan Suriye ve İran`a karşı çevirmiş durumda. Fakat, terör örgütü Türkiye`yi terk ederken (!) Güney Azerbaycan (İran Azerbaycanı) topraklarına, Kuzey Irak ve Suriye`deki PYD Kürt grubuna katılmıştır. Hatta, “PKK Suriye`de savaşıyor” gibi haberler bile kulislere yansımakta. Bu arada, Türk Güney Azerbaycan, kardeş ülkenin milli çıkar ve hassasiyetlerini anlamakta, fakat, yakın gelecekte bu olumsuz gidişattan ve durumdan Güney Azerbaycan etkilenecek ve iki yönden tehlike ile karşı karşıya kalarak topraklarının işgaline neden olacaktır. Böylece, hem Tahran rejimi hemi de Türkiye`den ayrılan, Kuzey Irak`a ve Güney Azerbaycan`a yerleştirilen terör örgütü PKK, Güney Azerbaycan milletinin milli çıkarlarını ve geleceğine sıkıntılar yaratmaya başlayacaktır. Körfez savaşı sonrası misafir olarak yavaş yavaş İran Kürtlerinin bölgelerine ve oradan da Güney Azerbaycan`ın Urmiye şehri ve çevresine yerleşen ve son dönemde güçlü Kuzey Irak bölgesel Kürt yönetiminin de tam desteğini alan İran`lı Kürtler ile PKK şimdi fırsattan yararlanmak fikrindeler. Erdoğan, Tebriz`i son günlerde dile getirse de, fakat Güney Azerbaycan AKP`nin terör örgütü PKK ile anlaşmasının ağır bedelini ödeyecektir. Eğer  Güney Azerbaycan`ın başkenti Türk Tebriz kurtuluş savaşında camilerde dular etmişse de, Anadolu Türk milleti ve ulu önder Atatürk`e derin inanç ve saygıdan dolayı yapmışdır. Şimdi ise, durum farklı ve ne yazık ki içte ve dışta Türk varlığına ve Atatürk`ün koyduğu kutsal yoldan Avrupa Birliği istedi diye yavaş yavaş uzaklaşan ve milli hassasiyetleri hiçe sayarak yanlız Sünni-Şii gözlüğü ile meselelere bakan AKP gibi bir hükümetin yaptıklarına, Tebriz`de öfkelenmeğe doğru gitmektedir. Gerçekten AKP hükümeti Güney Azerbaycan`ın (İran Azerbaycanı) Urmiye şehri ve çevresini silahlarla donanmış Kürt terör gruplarının ve çetelerinin saldırısına müsait hale getirilmiştir. Tahran molla rejimi ise zaten yıllardır Kürtleri Güney Azerbaycan Türklerine karşı desteklemektedir. Bu durumda Güney Azerbaycan toprakları tıpkı Karabağ`ın Ermeiler tarafından işgali gibi bir durumla karşı karşıya kalacaktır. Bu tehlikeyi yıllardır Güney Azerbaycan`ın milleti  tekrar ediyor. Yine tekrar ediyorum, Türkiye Cumhuriyeti`nin Urmiye`deki konsolosluğu bölgenin ve durumun zaten İran tarafından İran`lı Kürtler lehine çalıştığını ve gerginleştirdiğini iyi bilmektedir…

Hal böyleyken, şimdi aşağıdaki medyadan kısa gerçekler ve tüm ifadeler dikkatle okunmalıdır. Türk Güney Azerbaycan Milli Hareketi bundan sonra gereken adımları geç olmadan hızlı bir şekilde atmalıdır. Şimdiki İran`ın sınırları içinde sıkıntılarla karşılaştığımıza rağmen her türlü olumsuzluklara karşı hazır olunmalıdır. Şimdiki olumsuz durum Güney Azerbaycan milletini Tahran molla rejimyle PKK terör çetelrinin iki ateşi arasına sevk etmektedir. Bu olayı engellemk ve kendi milletimizi savunmamız için hemen harekete geçmenin zamanı gelmiştir. Yine tekrar ediyorum, ikinci bir Karabağ durumunun Güney Azerbaycan topraklarında yaratılmasına doğru gidilmektedir. Güney Azerbaycan Türkleri bu olumsuz gidişata izin vermeyecektir. Fırsattan istifade ederek Güney Azerbaycan`ın milli toprakları Urumiye, Salmas, Sulduz v.b. bölgelerinde gözü olan PKK/PEJAK/PYD ve İranl`ı Kürt terör örgütlerine ve çetelerine gereken cevap verilecektir. Bu çetelerin işgalini ve işgal rüyalarını engellemek için tüm  Güney Azerbaycan gençliği ve milleti hemen  zaman kayıp etmeden aktif hareket geçmelidir… Güney Azerbaycan`ın tüm milli teşkilatları ve partileri kendi grupları içerisinde düzenlerini bozmadan çalışmalarını yürütürken, artık bir çatı altında da birleşmek ve hatta zaman kayıp etmeden hemen Milli Güney Azerbaycan Türk Hükümetinin kurulmasına başlamalıdır. Güney Azerbaycan Hareketi ve milleti ancak bu ciddi adımla içeride, bölgede ve uluslararası arenada etkisini gösterebilir ve söz sahibi olur. ..Ümit Özadğ`ın dediği gibi, ÇOK GEÇ UYANINCA, ÇOK GEÇ OLACAKTIR…

MEDYADAN

Erdoğan: Bakü‘nün, Tebriz‘in camilerinde eller bizim için semaya kalktı

Erdoğan, Kızılcahamam’da düzenlenen ve iki gün süren 20. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın kapanış ve değerlendirme konuşmasında, gündemdeki konuları değerlendirdi.“Türkiye Başbakanı Erdoğan, Çanakkale’ye düşman gemileri yanaştığında, İstanbul, İzmir işgal edildiğinde, Ankara’da Büyük Millet Meclisi kurulduğunda, ordu Sakarya Meydanı’nda savaştığında dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların zafer için dua ettiğini, Bakü’nün, Tebriz’in camilerinde Türkiye için eller semaya kalktığını söyledi.

…”Sadece Ankara’nın Hacıbayram Camisi’nde değil, sadece Diyarbakır’ın Ulu Camisi’nde değil, sadece Edirne’nin Selimiye Camisi’nde değil, Mekke’de, Medine’de, Harameyn-i Şerifeyn’de Müslümanlar bizim için dua ettiler. İslamabad’ın camilerinde, Saraybosna’nın, Üsküp’ün, Prizren’in camilerinde, Bakü‘nün, Tebriz’in, Bağdat’ın, Basra’nın camilerinde, Kudüs’te Mescid-i Aksa’da, Şam’da, Halep’te Emevi Camilerinde bizim için eller semaya kalktı. Pakistan’da, sadece camilerde değil, evlerde, sokaklarda, okullarda bizim için dualar edildi. Ta Arjantin’de bizim için dualar edildi.” (06 Mayıs 2013, 1news.com.tr)

Suriye`li silahlı Kürt yapılanması

Türkiye’deki çözüm süreci önümüzü açıyor

Suriye’deki Kürt yapılanması olan Demokratik Birlik Partisi’nin ve daha doğrusu başka bir Kürt terör orgütünün(PYD) Eşbaşkanı Salih Müslim, Türkiye’deki çözüm sürecinin, partisi PYD’nin de önünü açabileceğini iddia etmış. Müslim, “Çözüm süreciyle birlikte Avrupa’da ve Suriye içinde bize karşı tutumlarda değişiklikler görüyoruz” dedi …”Türkiye’nin kendi Kürt sorununu çözmesi, yalnızca Türkiye’deki Kürtler için değil, tüm Kürtler için son derece önemli.” …Müslim, 1982-83 yıllarında tanıştığı Abdullah Öcalan ve İran’daki PJAK’ın lideri Hacı Ahmed gibi, doğrudan çatışmalara komuta etmeyen, askeri alana uzak bir lider. Ancak örgütüne askeri olarak oldukça güveniyor…PYD bugün 15 bin kişiyi aşkın silahlı gücüyle, Suriye’nin Kürt bölgelerinin büyük çoğunluğunda kontrolü elinde bulunduruyor… (07 Mayıs 2013, ntvmsnbc.com)

Bülent Arınç bilmiyor!

PKK ne zaman silah bırakır bilmiyorum

Hürriyet Gazetesi Yazarı Taha Akyol, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç`a: PKK çekilen bölgelerde piknik yapmayacaktır, ellerinde silahlar var ve anlaşılan kolay silah bırakmayacaktır? gibi sorular sormuş ve ilginç yanıtlar almış.

Bülent Arınç, CNNTürk’te Taha Akyol’un ‘Eğrisi Doğrusu’ programına katıldı. Arınç, “Lider noktasında olanların, Karayılan ve çevresinin Türkiye’ye gelmeyecek şekilde hangi ülkelere gidecekleri ileride konuşulacak bir konu” dedi. Arınç, ”PKK ne zaman silah bırakacak?” sorusuna da “Bunu bende bilmiyorum” yanıtını verdi (Hürriyet, 03 Mayıs 2013)

Fakat gerçekler ortada, Ümit Özdağ Büyük sansür diyor.

Büyük Sansür

Tarihin en büyük çarpıtmalarından birisi olan “PKK’ya taviz vermedik” çarpıtmasına halkı inandırabilmek için Türk Milletine yönelik kapsamlı bir sansür uygulaması gerçekleştiriliyor. Halkın büyük bir çoğunluğu PKK ile sürdürülen müzakerelere karşı. Bunu ortaya koyan araştırmalar ancak Türkçe gazetelerde yayınlanamadığı için İngilizce yayın yapan gazetelerde yayınlanabiliyor. Metropoll Kamuoyu Araştırma Şirketi tarafından yapılan araştırma, AKP Hükümetinin bunca çabasına ve çok boyutlu baskısına rağmen Türk Milletinin sürdürülen psikolojik savaşa direndiğini gösteriyor…

…Kandil’e gidip PKK’lılara üstlerini aratanlar dahil hiçbir basın ajansı katılmadı. Kandil’de Karayılan’ın basın toplantısını doğru dürüst değil, sansürleyerek, AKP Hükümetinin hoşuna gidecek şekilde verdiler. Sadece Birgün gazetesinin Karayılan’ın açıklamasının tamamını verdiğini, Sözcü gazetesinde 30 Nisan 2013’te Emin Çölaşan “Terörist konuştu” başlıklı yazısında yazınca öğrendik. Karayılan, “Eyalet sistemi, federal sistem daha iyi olabilir. Eğer anayasada milletler yazılacaksa hepsi yazılsın. Başbakan sayıyor ya Gürcü, Çerkes, Arnavut…” diyerek, PKK’nın karşılıksız geri çekilmediğini ortaya koymaktadır. Bu büyük sansürün amacı Türk Milletinin ancak çok geç olduğu zaman uyanmasını sağlamaktır. Çok geç uyanınca, çok geç olacaktır… (04 Mayıs 2013, yenicaggazetesi.com.tr)

Yeniçağ gazetesinde Arslan Bulut Türk Güney Azerbayca`lı Heykeltıraş Ruhi Tuna`nın Kanada`dan gönderdiği mektubundan yazdı.   

Kanada’dan mektup var!

Heykeltıraş Ruhi Tuna ile Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı’nda tanışmıştım. Vakıf binasının tamamını neredeyse bir atölyeye çevirmişti. Öyle ki büyük bir heykel çalışmasını, vakfın dışındaki küçük meydanda yapmak zorunda kalmıştı. Çünkü heykelin boyu, vakfın bahçesindeki kemerleri aşıyordu..
Türkiye’ye, İran Azerbaycanı’ndan gelmişti ve ikâmet sorunları vardı. Bu yüzden Kanada’ya yerleşmek zorunda kaldı. Niğde’deki heykelleri kaldırılınca tabii ki çok üzüldü. Orhun kitabelerini seramik sanatına yansıtmasıyla tanınan değerli sanatçı Duygu Bağlan vasıtasıyla bir mektup gönderdi. Bakın neler yazmış:

…Bu çirkin saldırı bir yönden benim emeğime, sevdama ve duygularıma başka yönden ise Türk kimliğine, kültürüne ve tarihine bir saldırıdır… Aynı zamanda 350 milyonluk Türk Dünyası’na karşı bir saldırıdır…Fakat şimdi Şah Hatayi’nin heykelinin ortadan kaldırılması Türkiye’de yaşayan Alevi-Bektaşi soydaşlarımıza ve 50 milyonluk Kuzey ve Güney Azerbaycan Türklerine saygısızlıktır. Abılay Han heykelinin yıkılması Kazakistan Türkleri ve Türkiye’de yaşayan Kazak Türklerine bir saldırıdır… Her bir Türk’e saldırı, 350 milyon Türk’e saldırı demektir

…2003’te Cumhuriyet gazetesinde Miyase İlknur Hanım’a ’Türkiye karanlığa sürükleniyor’ demiştim… 2008’te odatv’ye ’Türkiye İran olmak üzeredir, göreceksiniz’ demiştim. İşte bugünlerde gerçekleşen odur… Heykel yıkımını Türkiye’de bir gelenek haline getirdiler; bu yetmiyor bir de resmi tabelâlardan T.C. ibaresini kaldırmaya giriştiler. Bakalım nereye kadar sürer bu cehalet.. Çanakkale efsanesini kanıyla, iradesiyle yazan bu büyük ulus, yobazların yanıtını verecektir. Şimdi Kürşat, Bilge Kağan, Şah Hatayi ve Atatürk’ü yan yana dikecek, cesaretli bir belediye başkanı arıyorum! Bu heykelleri gelip Türkiye’de yapmak dileğiyle Türk Bayrağını, T.C. toprağını öpüyorum!” Heykeltıraş Ruhi Tuna, Toronto-Kanada. (07 Mayıs 2013, yenicaggazetesi.com.tr)

Aran ERDEBİLLİ

09 Mayıs 2013