Şii İran`la Grigoryan Ermenistan kardeşliği

cimg8257

İran`ın Başkenti Tahran`da Ermeni St.Sarkis kilisesi ve içindeki sözde “Ermeni Soykırımı” anıtı. (foto: heyclub)

Screen%20shot%202011-03-17%20at%204_19_50%20PM

1982 Lübnan`ın Başkenti Beyrut`ta İsrail`e karşı savaşan Ermeni terör örgütü ASALA`nın liderlerinden ve Ermeniler tarafından kahraman olarak bilinen Monte Melkonyan(Sağda) ve bir İran`lı molla militani. Monte Melkonyan Karabağ savaşına katılarak çok cinayetler etmiş ve sonunda Azerbaycan`lı asker tarafından başı kesilerek öldürülmüştür. Şuanda, bu Ermeninin başsız bedeni Ermenistan`da defn edilmiştir. (Foto: hyeclub)

İran anayasasına göre, İslam Cumhuriyeti ordusu ve Devrim Muhafızları kolu yanlız İran sınırlarının korunması görevini değil, aynı zamanda Allah yolunda cihadı ve Allah’ın emirlerinin dünyada egemen olması uğrunda savaşmayı kutsal bir görev olarak üstlenmiştir(İran İslam Cumhuriyeti Ana Yasası, 1370(1992). Bu çerçevede, Devrim Muhafızları Birliğinden olan ve dünyada terörist örgüt olarak bilinen Kudüs güçlerini bölge ülkelerine, özellikle İrak, Suriye, Lübnan ve Afganistan`a göndererek, iç savaşta İran`ın ve  Şiiliğin çıkarları doğrultusunda kullanmaktadır. Fakat, bu dış politika anlayışı Ermenistan’la ilişkilerde geçerli olmamıştır. İran Kafkaslarda ulusal çıkarları çerçevesinde İslam kardeşliğini bir kenara bırakarak Ermenistan ve Rusya’ya yaklaşma siyasetini benimsemiştir. Hatta, 1979`dan müslüman Çeçenleri ve Doğu Türkistan`daki Uygur Türklerini görmeyen İran, Çin ve Rusya tarafından bu müsülmanlara uygulanan şiddet, işkence ve idamları bile görmezden gelmiştir. Çeçen ve Uygur müslümanları konusunda susan İran mollaları, islami medyasında bunlarla ilgili haber ve yazılara bile yer vermemiştir.    

İran`ın desteğini arkalarında gören Ermeniler, din unsurunu Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı Batı kamuoyunda sıklıkla kullanagelmişlerdir. Özellikle 11 Eylül 2001 New York saldırısından sonra Ermenilerin ABD ve Batı`da hıristiyanlık konusundaki suistimalleri gittikçe artmaktadır. 1991’de Sovyetler Birliğinin yıkılmasından sonra İran İslam Cumhuriyeti sürekli olarak Ermenistan’ın yanında yer almıştır. Bu yakınlaşmayı etkileyen faktörlerden birisi Azerbaycan Cumhurıyet’nin Bağımsızlığının kazanması ve Güney Azerbaycan`la(Iran Azerbaycan`ı) birleşmesidir. Bu korku günümüze kader İran`ı hep tedirgin etmiştir. O kadar ki; müslüman İran, Azerbaycan-Ermenistan çatışmasında Hıristiyan Ermenistan’ın yanında yer almıştır. Nitekim, İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan Ermeistan Devleti ve Siyaseti başlıklı kitabın önsözünde, “…İran, Ermenistan devletinin yaslanabileceği ve güvenebileceği devletlerden biridir.” denilmektedir. (Roshendel ve Kulipur,  1994: I)

İran-Ermeni yakınlığı yanlız günümüz İran molla hükümetiyle sınırlı değil, 1920‘lerde Paris’te yayınlanan Turşak adlı Ermeni gazetesinde yer alan “İran ve Turan” başlıklı yazıda yazar, İran Ermenilerin ikinci vatanı ve Iİanlıları ırkdaşları olarak takdim etmekte ve Ermenilerele Farsları birleştiren tarihi etkenleri şöyle açıklamaktaydı: “Bu iki milleti daima bir dış düşman tehdit etmiştir. Ortak ve genel bir düşman bu iki milletin hayat ışığını söndürmeğe çalışmış vr bununla bu iki millet birleşmiştir. Bu düşman da Türk milletidir.”ve aynı gazetede, “Ankara Turanizme merkez olduğu gibi Tahran ve İsfahan da Ari ırkının kardeş ve ittifak menşesi, İranizmin merkezi olmalıdır. İran’da “Aryan ocağı” veya “Aryan merkezi” teşkil edebiliriz. Bu ocak ve merkez etrafında necip Fars ve İranlılar, çalışkan ve açık göz Ermeniler, Afganlar, ve bütün Ari ırkından milletler toplanmalı ve birleşmelidir ve bu yol ile Aryanizm ocakları yapmalıyız”. denilmekte. (Mehmetzade, 1927: 13) Aynı şekilde İran mollaları  Ermenistan ve onun Taşnaksutyunu partisini Türkiye ve Azerbaycan`a karşı para ve başka yardmlarla güçlendirmekte ve kullanmaktadır. Dahası, Lübnan`ın Başkenti Beyrut`un Aşrefiye mahallesi ve çevresi bazı Ermeni ırkçılarının özellikle Ermeni terör örgütü ASALA`nın yaşadığı yerlerdir. Bu bölgelerde İran mollalarının ajanları ve terör grubu olan Kudüs güçlerinin bu gruplarla ilişki içinde oldukları bilinmekte ve bu ilişkiler Lübnan savaşından günümüze kader devam etmektedir. Ayrıca, İran`ın yıllarca Ermenilerle birlikte, PKK, Kıbrıs Rumları ve Yunanlılarla Türkiye`ye karşı işbirliyi yaptığı da bilinmektedir.

Günümüz İran`ın nüfusunun çoğunluğunu oluşturan ve kendi topraklarında yaşayan, Azerbaycan Türkleri, Beluçlar, Türkmenler, kürt ve Arap etnikleri baskı ve şiddete maruz kalırken, Ermeni azınlık tüm haklarına sahip durumdalar. Ermenilerin her yıl 24 Nisan`ı sözde”Ermeni Soykırımı” günü olarak dünya kamuoyuna duyurulmasında, İran en rahat davranabilcekleri ülkelerden birisi olarak görülmektedir. İran İslami Devrimi’den sonra, burada yaşayan etnik gruplar içerisinde, İslam rejiminin desteğini arkasında her zaman hisseden tek topluluk Ermeniler olmuştur. İran’la Türkiye arasındaki rekabet zemininde İran, Ermenistan’ın çıkarlarını ve Azerbaycan`ın işgal olunmuş toprakları olan sözde “Dağlık Karabağ Cumhuriyetini” gizli bir şekilde desteklemektedir. Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarına saldırısında bile, içinde Azerbaycan eyaletleri ve bölgesi olan ve ihtiyatla yaklaşan İran, Yüksek miktarda askeri, siyasi, ekonomik destek  bu ülkeye sağlamışt ve halen Ermenistan`a destekler devam etmektedir. O kadar ki, günümüzde ABD ve Batı`nın ağır ambargolaryla karşı karşıya kalan mollalar, Ermenistan devletine ve işgal olmuş Karabağ`a desteklerini çeşitli yollarla sürdürmektedir. Azerbaycan gibi tolerant bir ülkede yaklaşık 30.000 Ermeni yaşarken, Ermenistan`da hiç bir Azerbaycan Türk`ü yaşamamakta ve çok sayda Azerbaycan`lı Türk ülkeden kovulmuştur. Hatta, Ermeniler, Azerbaycan`ın tarihi ve kültürel eserlerini ve işgal olunmuş Karabağ topraklarında bile dini yerler ve camilerini yok etmiştir. Bu saygısızlık ve ırkçı davranışlara karşı İran mollaları susmuştur. Gerçekten de, günümüzde tehlikeli ve ırkçı görüşlere sahip Ermenilere, hem İran İsalm Cumhuriyeti hem de, bölgedeki İrak, Suriye, ve bazı Lübnan`lı sertlik yanlısı şii çeteleri ve örgütleri, İranla paralel hareket ederek haksızlıklara  hep susmuşlardır. Halen Azerbaycan topraklarının Ermenistan tarafından işgalini ve bu bölgedeki Azerbaycan Türk’üne yapılan soykırımı görmezden gelen mollalar, şeytancasına Azerbaycan`ın işgal olunmuş topraklarına karşı yeni oyunlarını sürdürmektedirler.     

Özetle, kendisini İslam’ın bayraktarı olarak nitelendiren, Irak’taki Şiilere, Suriye`ye, Lübnan’a ve Filistin’e koşan İran Islam Cumhuriyeti, müslüman topraklarını işgal eden Ermeniler ile yakın ilişki içinde bulunması ve Karabağ konusunda haklı Azerbaycan olurken, Ermeni ve Ruslarla işbirliğini gelişltirmesi, ve hatta Çeçenler ve Uygur Türkleri gibi bazı müslüman milletlerin şiddet altında olduklarını görmemesi, öncelikle kendi vurguladığı İslam ilkeleriyle bağdaşmamakta ve yanlız din, mezhep ve Şiiliği kendi İranlı/Fars çıkarları doğrultusunda kullanmaktadır. Bu da, 1979`dan mollaların islam dini ile değil şeytan oyunu ile davrandıklarının sübutudur ve şeytanlığı Batı`da, Doğu`da ve başka yerlerde değil, kendilerinde görmelidirler. 

Kaynaklar

1. İran İslam Cumhuriyeti Ana Yasası, İran Kültür Bakanlığı Yayınları, Tahran, 1370 (1992).

2. Roshendel, Celil ve Rafik Kulipur, Ermenistan Devleti ve Siyaseti, Tahran, Dışişleri Bakanlığı, Basın Yayın Müessesesi, 1373(1994).

3. Mehmetzade, Mirza Bala, Ermeiler ve İran, İstanbul, Necm İstikbal Yayınları, 1927.

Aran ERDEBİLLİ

06 Şubat 2013