Türkiye Cumhuriyeti için Güney Azerbaycan`ın (İran` daki Azerbaycan topraklarının) Stratejik ve Jeopolitik Önemi.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Foto: Türk Güney Azerbaycan

Bölgedeki gerginliği ve ABD’nin olası bir İran müdahalesini gözümüz önünde bulundurarak, Türkiye Cumhuriyeti bölgedeki rolünü iyice bir daha gözden geçirmelidir. Bölgedeki barış ve güvenliği sağlamak, gücünü artırmak isteyen Türkiye en öncelikli olması gereken konulardan birisi, bölgemizdeki Türkiye Cumhuriyetinden sonra Türk nüfusunun yoğun olarak yaşadığı topraklar ve potansiyel güç Güney Azerbaycan Türklerine (İran’da) sahip çıkmaktır. Türkiye Cumhuriyeti yıllardır içinde etnik sorunu var diye, Güney Azerbaycan Türkleri gerçeğini bu sorunla eşit tutarak ihmal etmektedir. Hâlbuki Türkiye’deki etniklerin artık bir sorunu yok, günümüz itibariyle, dilleri, Televizyon programları vb. Türkiye devleti tarafından verilmektedir. Türkiye’deki bütün liderler ve siyasi görüşler hatta milliyetçi kesimi de, Güney Azerbaycan milletinin 75 yıl boyunca İran Fars şoven Pehlevi ve günümüz teokratik İran molla rejimi tarafından uygulanan baskıyı, eritme politikalarını görmezden gelmektedirler. Bu gerçeği dile getirmek yerine ve bu milletin varlığını, kimliğini sormak yerine, ne yazık ki, yanlız seyirci kalmış ve seyirci kalmağa devam etmektedir. Hatta bu millet milli varlığı ve istekleri uğrunda harekete geçtiği an, emperyalizmin uşakları veya maşası olarak suçlanılmaktadırlar. Bu durumda 75 yıl Güney Azerbaycan Türklerini ihmal eden Türkiye devleti ve milli güçlerden bir soru sormak gerekmektedir. Emperyalizmin uşakları ve oyunu diye, bu millet milli kimliği ve varlığından mı vazgeçmelidir? Nasıl oluyor da Azerbaycan Cumhuriyetine (Kuzey Azerbaycan’a) bir millet iki devlet denilmekte, ama Azerbaycan topraklarının üçte ikisi İran’da olan (Güney Azerbaycan) ihmal veya daha doğrusu tanımak istenilmemektedir.

Türkiye Cumhuriyeti bu bölgede etkili bir strateji ortaya koymalı, bu strateji ile hem içindeki bölge güneydoğu, hem de gelecekteki karşılaşacağı kuzey Irak’ın durumunu denetim altına alabilmelidir. Geçmiş 200 yıl içerisinde, Türkmençay ve Gülistan anlaşmasıyla ikiye bölünen Azerbaycan Türklerinin toprakları, yaklaşık 150 km2 İran İslam Cumhuriyetinin kuzey batısında Türkiye Cumhuriyetinin doğu ve güneydoğu sınırlarıyla komşudur. Hatta İran’ın kuzey batısında kalan Azerbaycan toprakları günümüz İran’da ve İran haritasında bile, Azerbaycan eyaletleri ve bölgeleriyle tanınmaktadır. Bu bölge stratejik açıdan önemli bir bölgedir. Dolayısıyla, Türkiye bu bölgedeki barış ve istikrarı sağlamak için etkin olmak zorundadır. Yoksa İran İslam Cumhuriyetindeki Kürtler tarafından batı güçlerinin kışkırtmasıyla Kuzey Irak gerginliği gibi yeni bir durumla ve tehlikeyle karşılanması büyük bir ihtimal. Bu yakın gelecekteki sorunun en kolay çözümü Güney Azerbaycan(İran) topraklarından geçmektedir. Türkiye Cumhuriyetinin güney ve güneydoğu sınırlarının korunmasında, Güney Azerbaycan’ın toprakları önemli kılmaktadır. Bu arada, Türkiye’nin doğusuyla komşu olan Güney Azerbaycan bölgesi, Kafkaslar, Orta Asya ve bölgeye açılan kolaylığı ve stratejik kapı sağlamaktadır. Türkiye’nin dış politikasındaki ihmal yüzünden ve “bekle gör” politikasından dolayı, ABD, İsrail ve İngiltere’nin İran’a olası bir müdahalede ve bu güçlerin desteğini alan Kuzey Irak Kürtleri ve Irandaki Kürtlerle birlikte bu kapının Türkiye’ye kapanması ve güneydoğusunun güvensizliği büyük bir olasılıktır. Buda Türkiye’nin felaketi ve doğu sorununun daha da derinleşmesi demektir. Zira 21. yüzyılın yeni oyunu olarak, Batı güçleri bölgesel olarak Kürt kartıyla, 4 ülkenin Irak, İran, Suriye ve Türkiye’nin çözülmesini planlamışlardır. İşte bu açıdan düşünüldüğünde, Türkiye’nin istikrarsızlığından korunulması gereği, Güney Azerbaycan Türklerini, kuzey Irak Türkmenlerini pasifize ettiği gibi değil, bu potansiyel güce sahip çıkmalı ve yakınlaşmalıdır. Güney Azerbaycan bölgesi Türkiye için kilidi olma değeri taşımaktadır. İran İslam Cumhuriyetinin atom bomba elde etme çabası ve ABD’nin, İsrail İngiltere ile bölgede olması ve hatta komşuluğu, bölgenin güvenliğini daha da etkileyebilir.

Türkiye jeopolitik açıdan büyük değer taşıyan ve geniş topraklara sahip olmaktadır. Bu toprakların doğudaki devamı Güney Azerbaycan Türklerinin yaşadığı topraklardır. Gittikçe Türkiye’nin Güney Azerbaycan’la olan sınırları gerginleşmektedir. Bu arada, Türkiye’nin stratejik etkisini görmeği söylemek mümkün değildir. Artan gerginlik neticesinde ise, yakın geleceğe yönelik Türkiye dış politikalarını şekillendirmelidir. Bunu da bölgenin gücü olarak başaracaktır. Kısa zamanda Doğudan gelen sıkıntıları ve güçlükleri Türkiye’nin aşması gerekmektedir. Bu güçlükler ABD’nin olası bir İran müdahalesiyle, Türkiye’ye mülteci akımı, teröristlerin ve bunlara ait silahların ve patlayıcıların girişiyle artacaktır. Bu olumsuz gelişmelere karşın, Türkiye daha fazla sıkıntıya girmemek için şimdiden tedbirini almalıdır. ABD’nin İran’a olası bir müdahalesinden Türkiye’nin etkileneceği kaçınılmazdır. Türkiye jeopolitiğini bölgede koruyarak, Güney Azerbaycan Türklerinin sosyal, ekonomik, politik, askeri ve kültürel köprüsünü kurmalıdır. Buna bölgesel ve Güney Azerbaycan’ın durumu müsait olmaktadır. Türkiye jeopolitik konumun oluşturduğu gücü, çevresi, dış güçler karşısında kendi çıkarları doğrultusunda korumalıdır. Türkiye bugün güçlerin Ortadoğu da, Kafkaslarda, Kuzey Irakta ve güneydoğudaki oluşturduğu karışıklık ve güvenliksizlik ortamını etkin ve duyarlı bir şekilde çözme konumuna sahiptir. Türkiye coğrafyasında, politik, sosyal ve ekonomik sorunlar üzerinde daha fazla yönlendirici rol oynayabilir. Güney Azerbaycan’ın coğrafi yapısı, jeopolitik konumu ve özellikle Türklük açısından önemi, Türkiye’yi bir etkin bölge devleti olarak, olanak sağlamaktadır. Dolayısıyla, Güney Azerbaycan Toprakları bölge jeopolitiğini oluşturan ve önemli öğe olarak önem taşımaktadır. Güney Azerbaycan Kafkasların ve Orta Asya da irtibatın tek kara bağlantısı durumunda bulunmaktadır. Güney Azerbaycan stratejik ve jeopolitik düzeyde önemli oluşu, Türkiye jeopolitiğini Kafkaslar ve Orta Asya’ya bağlamaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti bu coğrafi değeri içinde etnik sorunu var diye eliyle itmemeli ve ihmal etmemelidir. Güney Azerbaycan jeopolitik açıdan Anadolu’nun devamı ve uzantısıdır. Daha doğrusu Anadolu, Güney Azerbaycan’ın devamı da denilebilir. Güney Azerbaycan’da etkin bir Türk varlığı ve Türk nüfusu söz konusu. Güney Azerbaycan, Azerbaycan Cumhuriyetinin güneyinde ve Aras nehrinin altında, İran’ın Kuzey batısındadır. Güney Azerbaycan’ın batısı ise, Türkiye Cumhuriyetiyle komşudur. Bu bölge önemli bir bölgedir. Türkiye’nin doğu ekseni ve geçiş yolu sayılmaktadır. Bu eksenin önemi batılı ülkeler tarafından anlaşılmaktadır. Hatta bu eksen İsrail ve ABDnin Kuzey Irak`taki ve Iran`daki Kürtlerin kullanımıyla Ermenistan’a bağlanmaya ve bu ekseni Türkiye’nin üzerine kapatılmaya çalışılmaktadır. Yukarıda da ifade edildiği gibi, Güney Azerbaycan, Anadolu’nun Orta Asya mihverinin geçiş yolu ve her iki eksenin kesişme noktası üzerinde bulunmaktadır. Güney Azerbaycan, Türkiye’nin Kafkaslara ve Orta Asya’ya çıkış yolu üzerinde bulunmasıyla değer taşımaktadır. Ayrıca, Kafkaslara, İran’a, Hazar denizine rahat ulaşmak açısından önemli bir güvence oluşturmaktadır. Bu arada, Güney Azerbaycan Toprakları, Türkiye’nin gelecekte başını ağrıtacak ve bölge istikrarsızlığına batı desteğiyle uğraşan Kürtlerin tampon bölge oluşumunu çözecektir. Yakın gelecekte, Türkiye’nin etkisi ve himayesiyle bölgede barış ve güvenliği sağlamak için, Güney Azerbaycan, Kuzey Irak Türkmenleri, Azerbaycan Cumhuriyetini de nazara alarak bölgede iç içe ortak bir koalisyon ve stratejisi oluşturmalıdır. Dolayısıyla, batı güçlerin Kürt kartıyla Türkiye’nin doğusunda ve Güney Azerbaycan topraklarında kurulacak olan plan, stratejileri ve bölgedeki kuşatma planları çözülecektir. Bu da Türkiye Cumhuriyetinin bölgemizdeki çıkarlarının ve güneydoğusundaki, Kuzey Irak ve İran sınırındaki güvensizliğin ve istikrarın sağlanması demektir.

Aran ERDEBİLLİ

08 Ocak 2013

Bu yazım, 03 Temmuz 2006`da Avustralya`daki Yeni Vatan gazetesinde yayımlanmıştır, şuanda güncelliğini koruduğu için tekrar yayımlamak istedim.