Orta Doğu`daki Yeni Gerginliğin Kaynağı: Şii Din Merkezleri Kum (İran) ve Necef (Irak).

3646AD08-364D-43EE-A2D6-CFB962CE58E5_w640_r1_s

Larican`i kardeşleri`nin üçü de Necef doğumludur. (Foto: radiofarda)

Giderek yanlızlaşan İran, artık Suriye`nin Orta Doğu`da bir stratejik ve savunma merkezi olmaktan çıktığına inanarak bu durumdan umutlarını kesmişlerdir. Tahran rejimi kendini korumak için Irak Şiilerini var gücüyle desteklemeye yönelmişdir. Bu nedenle, daha güçlü bir Tahran-Bağdat hattının olması için, Şiilerin merkezleri Kum ve Necef aktifleşmiş durumdadır. Aslında son dönemlerdeki Irak Şiileri`nin yükselen sesleri, İran`ın Irak`tan çıkan sesleridir. Bunların da önümüzdeki günlerde ve aylarda giderek artmasına inanmaktayım. Zira, günümüz İran`ı yönetenlerin bir çoğu, Irak doğumludur. Bunlardan, İran hükümetinin önemli görevlerini ellerinde bulunduran üç Larican`i kardeşleri Irak`ın Necef şehrinden doğmuşlardır. Iran Yargi Erki`nin Başkanı Sadik Laricani, Iran Meclis Başkanı Ali Laricani, Eski Yargı Erki`nin Başkanı Mahmut Haşemi Şahrudi, İran Meclisinin Milli Güvenlik Konseyinin Başkanı Alaaddin Burucerdi, 2009 İran sahte Seçimler sonrası itiraz eden halkı kanlı şekilde bastırılmasında büyük rol oynayan İran gönüllü milisler (besij) başkanı Muhammet Rıza Nakti ve İran`ın İrak`taki büyükelçisi ve devrim muhafızlarından olan Hassan Danayifard de Irak doğumludur. (Motevelledin-e Eraq der res-e erkan-e hukumet-e İran, (Radiofarda, 25 Temmuz 2010) Dolayısıyla, ABD`nin İran baskısı arttıkça Şii mollalar tarfından İran – Irak şii halklarını bu tehditler ve gerginliklere karşı engeleyici bir yöntem olarak kullanacaklar ve bu da bölge Şiilerinin gücü İran`ı korumaya yönelik bir addım olacaktır.

Nitekim, son dönemde Erbil Bağdat hattındaki gerilimitırmandırmağa çalışan Şii İran, Nuri el-Maliki`ye de yön vermektedir. Bu çerçevede, Ortadoğuyu gerginleştiren İran önümüzdeki yıllarda Irak petrol kartıyla ABD(ve Batı) ile birlikte hareket eden Türkiye`yi devre dışı bırakarak, Irak`ın güney Şii bölgesini elinde tutmak niyetindedir. Böylece,  İran`da iç gerginlik başlamadan ve/ya savaş kendi kapısını çalmadan, Ortadpğu`da özellikle Irak ve Suriye hattını daha da gerginleştirmeye çalışmaktadır. Bu konudaki bloklaşma da ortadadır, bir tarafta, Şii İran,  Şii Irak başbakanı Nuri el-Maliki, Şii Sadr gurubu ve Şii güney Irak bölgesi olurken, diğer tarafta ise, Sünni gözüyle bölgeye bakan Türkiye hükümeti AKP, Kuzey Irak bölgesel yönetimi sünni ve Kürt Barzani durmaktadır. Ortada ise, Tahran, Bağdat, Erbil ve Ankara`dan, Irak`ın Kuzey`i ve Güny`ine çekilmek istenilen Kerkük petrolu durmaktadır. Bu arada, Şii Hamaneyi, Nuri el-Maliki ve Sadr gurubu Rusya`yı da bu oyunun içine çekmek ve yakın ilişkilerde olmak isteğindeler. Hatta, Nuri el-Maliki yanlız Şiilerden oluşturduğu Dicle Gücü ordusuna 4.2 milliyard dolar silah alımı için Putin`i bile aramışdır.(Akşam,  13 Aralık 2012)Hatta, İran Devrim Muhafızlarının(sepah), Dicle Gücü`ne çok silah ve yardım ettiği de iddialar içindedir.  

Bu arada, İran Türkiye`ye karşı her haberi ve gelişmeleri kendi lehine çevirmek niyetindedir. Bir zamanlar Türkiye Alevileri, Şiileri ve Caferileri kullanmaya çalışan İran, istediği başarıyı elde edemediği için şimdi Türkiye`nin içindeki küçük muhalif grupları oyununa alet etmeye çalışmaktadır. Her olayı kendine bir firsat bilen İran, bölgede engel yaratmak ve gerginlik peşindedir. Hatta, Son günlerde Şii İran, Türkiye`nin Komünist Partisinin ve sol gruplarının küçük gücünü bile kendi lehine çevirmek çabasındadır. O kadar ki, İran`ın İngilizce yayın yapan ve dolayılı olarak Devrim Muhafızlarına bağlı Press TV`si, Türkiye Komünist Partisinin eylemini bile haber yapmakta. Odatv.com`da çıkan bir habere göre, Press TV, NATO`nun Türkiye`ye konuşlandıracağı füzeleri kınamak için binlerce kişinin Ankara`da sokağa çıktığını belirtmiştir. (TKP`nin eylemi İran televizyonunda, 27 Aralık 2012)

Bu ortamda, Nuri el – Maliki`nin Türkiye`ye yönelik tehditinden sonra, Şii Mukteda el- Sadr milis grubundan ayrılan “Asaib el hak” adlı bir Şii milis grubu son dönemde Türkiye başbakanı Receb Tayyip Erdoğan`ın Irak içişlerine müdahele ettiğini iddia ederek, Türk çıkarlarına yönelik saldırı edecekleri tehditinde bulunmuşdur. (ntvmsnbc,  28 Aralık 2012)

Özetle, 2012 yılı biterken bölgemiz bazı diktatör rejimler ve ABD(ve Batı)`nin adaletsiz ve yanlış siyastelerinden dolayı malesef çok kan kaybetti. Diktatör rejim İran ve ABD arasında bir surpriz olmazsa, görünen o ki, 2013 yılı özellikle ikinci altı ayı 2012 yılından daha da ağır ve kanlı günlerini yaşayacaktır. Eğer İran ve Rusya desteğine sahip Suriye`de, bu kanlı günler İki yıla yakın bir sürede devem ediyorsa, 1979 yılından sürekli olarak petrol gelirleinden Rusya, Çin ve Kuzey Kore`nin ağır silahlarıyla donatılan İran Devrim Muhafızları ve mollalar, İran halkına 4-5 yıl ağır kan kaybettireceği gibi görünmektedir. Umarım yanılırım ama, oyunlar çoktan başlamıştır.    

Aran ERDEBİLLİ

29 Aralık 2012