Veliy – i Fakih ülkesi: İran

wbrwatHALKI KANDIRMAK İÇİN SUNİ IŞIKLA NURLANDIRILAN “VELİY-İ FAKİH” HAMANEYİ 

Mollalar Humeyni sonrası İran`ı, kendi islam devrimlerine uygun politikalar ve söylemleriyle koruyabilmişlerdir. Rafsancani, Hatemi ve Ahmedinejad, sırasıyla, “batıyla uyumlu, demokrasi ve medeniyetler diyalogu ve mehdi`nin hükümeti” söylemleriyle, İran İslam Cumhuriyetini ayakta tutabilmişlerdir. Bu üç cumhurbaşkanları, aslında halk tarafından seçilmemiş, direk dini lider ve sistemin özüne has metotlarla cumhurbaşkanı olmuşlardır. Ya seçimlere hile karıştırarak yada “Veliy-i Fakih” ve gurubu tarafından seçilmiş adayları ortaya koyarak istedikleri adayı çıkarabilmişlerdir. Son olarak 2005 yılından Ahmedinejad hükümetini, imam Mehdinin gelişini hazırlayan hükümet olarak göstermişlerdir ve tekrar 2009 yılında muhalif lider Mir Hüseyin Museviyi seçen halkın sesi kanlı şekilde bastırılarak ikinci kez cumhurbaşkanı etmişlerdir. Şimdi bu sahte  Velayet-i Fakih sistemi 33 yaşındadır. Yine seçimleri yaklaşırken ve dış tehditler çoğalırken, içte ayrışma var diye halkı aldatmak ve dışta ise ABD ile uzlaşmak ve yakınlaşmakla molla cumhuriyetini koruma amacını gütmektedirler. Fakat, ülke günümüzde 33 yıl tarihinde görülmemiş bir ekonomik sıkıntılarla karşı karşıyadır. Drurmu hem ülke içinde hemi de bölgede ağırlaşan İran`ın dünya`daki imajı gittikçede kötüleşmektedir. Ahmedinejad “mehdeviyyte” söylemiyle kendi sahte hükümetini imam Mehdi`nin gelişini hazırlayan hükümet olarak görsede,  görünen o ki,  Veliy-i Fakih ülkesi İran`da, Şiilerin kayıp olarak bildikleri 12`inci imamları mehdi, bırakın dünya`yı, molla cumhuriyetini bile koruyabilmeyecektir. Artık “velayet-i Fakih halka cevap vermemekte, zira, “Veliy-i Fakih hameneyi” 2009 İran seçkilerinde halkın gözünün önünde sahtekarlık etti ve halkına saygısızlık ederek seçilmeyen Ahmrdinejad`ı cumhurbaşkanı yapmıştır. Halkın itirazı ise, Veliy-i Fakih tarafından kanlı bir şekilde bastırılmıştır. Hatta, bazı uzmanlar bu olayı İran`ın Arap Baharı olarak adlandırmaktalar. Ülkede 1979 yılından halk fesat, rüşvet, torpil systemi ve yoksulluktan bıkmıştır. Dini lider, ailesi ve çevreleri zenginleşirken halk yoksul duruma düşmüştür. 33 yıl sonra halk bu sahtekar systemle ileriye değilde geriye gitmiş ve şuanda ise, İran halkı “Velayet-i Fakih” yerine ekmek peşindedir. İran bir sosyal patlamaya doğru gitmektedir.

Buhranlı günlerinde bile Veliy-i Fakih boş masraflarından ödün vermemektedir. Öyle ki, dış politikada , kendi yanlış fikir ve propagandalarını dikte etmek ve kendi rejimi gibi diktatör ve yıllardır halkına baskı uygulayan Beşar Esat`ı desteklemek için milyonlar dollar harcamaktadır. Tahran rejimi, yumuşak karnı olarak bilinen Suriye konusunda, bölge akademisyenlerini ve araştırmacıları etkilemek için Tahran`a davet ederek konfranslar düzenlemektedir. Böylece, Arap Baharı adlandırılan halk ayaklanmalarını ve dönüşümün ülkesine girişini engelemek için, günümüze kadar Arap Baharını “Bidari-e Eslami” yani “İslami Uyanış” ve Suriye ayaklanmasını ise, “sahte uyanış” adlandırmaya çalışmıaktadır.

Bu arada, ABD ile müzakere/uzlaşma söylemleri ülkede  yükselmekte. İran Yargı Erk`inin Başkanı Cavat Laricani`nin “…Düzenin çıkarları gereği ABD ile ve hatta, herkesle cehennemin dibinde bile görüşeriz…” (Alarabiya, 17 Kasım 2012) sözleri ve mesajları bile ABD ve Batının, baskı ve ambargolarını azaltmamaktadır. Nitekim, Son 2 haftada, ABD gine yeni 5 İran`lı ve 7 İran şirketini İran`ın nüklee faaliyetlerine malzeme sağladıkları için ambargo uygulamıştır. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi iki İran`lı firmaya Suriye ve diğer ülkelere silah sevkiyatı gerekçesiyle yaptırım uygulamıştır.

Bu ortamda, Tahran rejiminin iki Türk komşusu olan Türkiye ve Azerbaycan`a tehditi daha da artmıştır. Türkiye ve Azerbaycan`da bir çok İran`lı casusları yakalanmış ve hatta, Türkiye  yakaladığı bu casusları mahkeme etmiştir. Azerbaycan devleti ise, gine 6 İran`lı casusu Azerbaycan`ın İsrail`den aldığı pilotsuz uçaklara yönelik planları uygulamadan önce yakalamışlardır.

Son bir ayda mollaların Türkiye`ye karşı tehditleri şöyledir:

  1. İran Genelkurmay Başkanı Hasan Firuzabadi`nin dünya savaşı çıkartırız tehditi/mesajı

  2. Anadolu`da El-kaide – Alevi savaşı çıkartırız mesaji ve tehditi buda, El-Kaidenin elebaşları`nın İran`da olduklarını göstermektedir. Bu konuda yıllardır İran mollaları Türkiye`ye karşı Aleviler, Şiiler ve Caferiler kartını oynasada başarılı olamamıştır.

Tüm bunlar dikkate alındığında, “Velayet-i Fakih” ülkesi İran`la ve onun dini lideri  Hamaneyi ve  çeteleriyle ne uzlaşmak ne de yakınlaşmak olur. Görünen o ki, gittikçe saldırganlaşan veliy-i Fakih ülkesinin uzlaşmayan yönü kendi halkına ve bölgeye önümüzdeki aylarda rahat bir nefes aldırmayacaktır.

Aran ERDEBİLLİ

21 Aralık 2012