ABD`nin yüzyıl projesinin bir parçası: Arap Baharı -1-

tr.wikipedia

ABD`nin ünlü stratejistleri, Samuel P. Huntington,  Zbignieü Brzezinski ve Francis Fukuyama Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra, 21.yüzyılın tek süper gücü olarak ortaya çıkan ABD’nin yeni yüzyıl girişimlerinin alt yapısını oluşturmuşlardır. 11 Eylül 2001 New York saldırısından sonra, İslama nefretin çoğalması, ABD`nin ve çoğunluk hristiyan batılı müttefiklerinin elini kolunu genişleterek, Afganistan, Irak ve bölgeye girmelerini ve varolmalarını meşru kılmıştır. Öyle ki, günümüze kadar bu olayın hep sıcak ve gündemde tutulması için, İslam dünyasına karşı her türlü oyunlar ve provokasyonlar arka arkaya sergilenmektedir. O kadar ki, ABD ve batının bu girişimlerini İslama yönelik hristiyanlığın savaş projesi ve hatta Haçlı savaşı olarak tanımlamaktadırlar.

Bu gelişmelerden sonra, uluslararası konjoktör değişmiş, artık bu yeni yüzyılda uluslararsaı sistem farklı biçimde uygulanmaktadır. Yeni sistemde ülkeler bir başka ülkenin iç işlerine ve hatta cezalandırılmasına karışabilmektedir. Bir zamanlar ABD ve Batı`dan destek gören  Ortadoğu ve Kuzey Afrika`daki baskıcı ve diktatör rejimler, şimdi halklarına karşı baskı ve şiddet uyguladıkları için değiştirilmek istenilmekte, değişmeyene ise savaş açılmaktadır. Demokratikleşme adıyla, günümüzde diktatörlükler yıkılarak yalnız kukla rejimler yönetimi ele almakta ve bu devletlerin bazılarının birliği korunmazken yanlız kaynakları düşünülmekte ve talanmaktadır.

Güya demokrasinin dalgaları Kuzey Afrika Arap ülkelerinden Ortadoğu`ya kadar alanı etkisi altına almıştır. Bu olay Aile üyeleri tarafından yönetilen bazı Arap devletlerini  bir bir Arap Baharı adı altındaki dönüşüm sürecine sokmuştur. Mısır, Libya, Tunus gibi ülkelerden sonra, Rusya ve İran`ın güçlü desteğine sahip Suriye, iki yıla yakındır ki dönüşümün kanlı günlerini yaşamaktadır. On binlerce sivil insan, asker ve muhalif/isyancı güçler öldürülmüş ve halen Suriye kan kaybetmektedir.  

Artık, uluslararası hukuk altüst olmuştur. Bir devletin milletine baskı ve şitdet uygulanmasına karşı devletler ve uluslararsaı aktörler hemen devreye girebilmektedirler. Arap Baharında Libya öğrneği gibi. Uluslararası ilişkilerde demokrasi ve insan hakları söylemi ağırlığını duyursa da, bölgede masum insanların kanının dökülmesinde hem diktatör rejimlerin, hem de ABD ve batının adaletsiz oyunlarının rolü vardır. Bu yapılırken, bölgenin kaynakları güçler arasında paylaşılmaktadır. Bu konuda Libya`nın kaliteli petrolunun İngiltere, İtaliya, Fransa ve başka güçler arasında paylaşılması dikkat çekicidir. Bölgedeki patlak veren olaylarda uluslararası sistemin iki aktif rol alan bloku vardır. Bir taraftan, Moskova, Pekin ve Tahran birlikte faaliyet gösterirken, diğer taraftan ise,  Waşington, NATO ve Ankara hattı birlikte hareket etmektedir.

(Devam edecek)

Aran ERDEBİLLİ

06 Aralık 2012