Aylık arşivler: Haziran 2012

“İkinci bir Ermeni devletine izin vermeyiz”

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev: Bağımsızlık en büyük servet

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ülkesinin kendi topraklarında ikinci bir Ermeni devletinin kurulmasına izin vermeyeceğini söyledi.

Azertac Ajansının yayınladığı habere göre, Bakü’de düzenlenen 23. Crans Montana Forumunun açılış törenine Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile eşi Mehriban Aliyeva da katıldı.
Forumda konuşma yapan Cumhurbaşkanı Aliyev, farklı kültürlere sahip insanların uzun yıllardır Azerbaycan’da birlikte ve barış içerisinde yaşamasını, son dönemlerde ülkesinde düzenlenen önemli uluslararası etkinlikleri tarihi başarı olarak nitelendirdi.
Azerbaycan’ın 20 yılda ekonomik ve siyasi açıdan geliştiğini ve bölgesinin en güçlü ülkesi olduğunu vurgulayan Aliyev, kendileri için bağımsızlığın en büyük servet olduğunu belirtti.
Azerbaycan-Ermenistan arasındaki Yukarı Karabağ sorununa da değinen İlham Aliyev, ülke topraklarının yüzde 20’sinin işgal altında olduğunu, uluslararası kuruluşların, özellikle de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin işgal olunmuş Azerbaycan topraklarıyla ilgili 4 kararına rağmen Ermenistan’ın bu kararlara uymadığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Aliyev Yukarı Karabağ sorununun çözümüne ilişkin Azerbaycan tarafının tutumunun net olduğunu, toprak bütünlüğü ilkesine dayandığını belirterek, Azerbaycan’ın kendi topraklarında ikinci bir Ermeni devletinin kurulmasına hiçbir zaman izin vermeyeceğini ifade etti.
23’üncüsü Bakü’de düzenlenen ve Türkiye’den Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in de katıldığı Crans Montana Forumunun bu yılki iştirakçıları arasında Gürcistan, Makedonya, Karadağ Cumhurbaşkanları, Estonya Parlamento Başkanı, Birleşik Arap Emirliği ile Lüksemburg veliaht prenslerinin yanı sıra tanınmış birçok politikacı ve çeşitli ülkelerin eski cumhurbaşkanları da bulunuyor.
1 Temmuz’a kadar devam edecek forumda enerji üretiminden gıdaya, güvenlikten küreselleşmeye çeşitli konular görüşülecek.
AA

29 Haziran 2012

haberturk

Reklamlar

Elman Abdullayev: “İran hələlik həbs olunan Azərbaycan vətəndaşları ilə bağlı sorğumuza cavab verməyib”

“Fərid Hüseyn və Şəhriyar Hacızadənin məsələsi Azərbaycanın İrandakı səfirliyi və Təbrizdəki Baş Konsulluğunun diqqət mərkəzindədir”
Bakı. “İran hələlik bu ölkədə həbs olunan vətəndaşlarımızla bağlı bizim sorğumuza cavab verməyib”. APA-nın xəbərinə görə, bunu Azərbaycan XİN-in mətbuat xidmətinin rəhbəri Elman Abdullayev deyib. O bildirib ki, azərbaycanlı şairlər Fərid Hüseyn və Şəhriyar Hacızadənin məsələsi Azərbaycanın İrandakı səfirliyi və Təbrizdəki Baş Konsulluğunun diqqət mərkəzindədir: “Onlar bu məsələ ilə məşğuldur. Vətəndaşlarımıza baş çəkmək, onların həbsinin səbəblərini və saxlanma şəraitini öyrənmək bizim üçün vacibdir. Lakin hələlik İran tərəfi sorğumuzu cavablandırmayıb”.

Elman Abdullayev: “Iran has not responded our question on the arrested Azerbaijani citizens yet”

“The issue of Farid Huseyn and Shahriyar Hajizadeh is in the focus of attention of the Azerbaijani Embassy in Iran and Consulate General in Tabriz”
Baku- APA. Iran has not responded our question on the arrested Azerbaijani citizens yet, said spokesman for the Azerbaijani Ministry of Foreign Affairs Elman Abdullayev, APA reports. He said that the issue of Azerbaijani poets Farid Huseyn and Shahriyar Hajizadeh is in the focus of attention of the Azerbaijani Embassy in Iran and Consulate General in Tabriz. It is necessary for us to visit our citizens and to know reasons of their arrest and condition of detention. But Iran has not responded our question yet.”

25 İyun 2012

APA

Ermenilerin kayıp altınları bulundu

Zorunlu göçe tabi tutulan Ermeniler’in taşınmazlarının satışından elde edilen 5 milyon Osmanlı altınının akıbeti belli oldu.

Diaspora Ermeni lerinin sık sık dile getirdiği Ermeniler’in satılan mallarına ait paranın izine ulaşıldı. Alman bankası Reichsbank’a transfer edilen paraya Müttefik devletleri savaş tazminatı olarak el koymuş.
I.Dünya Savaşı’nda Anadolu’dan göç eden ve tehcire uğrayan Ermeniler’e ait olduğu belirtilen 5 milyon Osmanlı altın ı değerindeki kayıp paranın sırrı çözüldü. Türk Tarih Kurumu’nun (TTK) Emval-i Metruke Komisyonu’na ait belgeler üzerinde yaptığı iki yıllık araştırma sonucunda bugünkü değeriyle 1 milyar 300 milyon sterlin olan Osmanlı altınına I. Dünya Savaşı’nın galip devletlerince el konulduğu ortaya çıktı. Savaş tazminatı olarak paraya el koydukları anlaşılan İngiltere ‘nin bir grup Britanya vatandaşı Kanadalı Ermeni’ye bu paradan ödeme bile yaptığı belirlendi.

TAZMİNATIN EN ÖNEMLİ KALEMİ
TTK Ermeni Araştırmaları Merkezi’nde çalışan Prof. Dr.Kemal Çiçek paranın akıbetini ortaya çıkardı. Ermeniler’in tazminat taleplerinin en önemli kalemi olan parayla ilgili sürecin başlangıcı I. Dünya Savaşı’na gidiyor. Tehcir edilen ve göç eden Ermenilerin geride bıraktıkları ev, arsa ve tarla gibi gayrimenkulleri ‘Emval-iMetruke’ yani geride bırakılanmal ilan edilerek tasfiye ediliyor. Bugünkü değeri 1 milyar 300 milyon sterlini bulan 5 milyon Osmanlı altını para elde ediliyor. İttihatçılar bu parayı (1915’te 22 milyon dolara denk geliyor) Eylül 1916 tarihinde Berlin’de Reichsbank’a transfer ediyor. Ermeniler’in iddiasına göre para, İttihat ve Terakki’nin üç önemli ismi Cemal, Talat ve Enver Paşaların müstear ismiyle Alman bankasındaki şahsi ortak hesaplarına yatırılıyor. Yine Ermenilerin iddialarına göre Osmanlı’nın kendilerinden aldığı mallardan elde edilen 5milyon altın liraya ittifakdevletleri İngiltere, Fransave İtalya, galip geldikleri I.Dünya Savaşı sonunda tazminat olarakel koyuyor.

 “PARAYI İNGİLTERE’DEN İSTESİN”
Bütün bu tartışmaları değerlendiren Prof. Kemal Çiçek, Ermeniler’in olduğu iddia edilen 5 milyon liranın izini 2 yıl boyunca sürdüklerini söyledi. Çiçek, ABD , İngiltere ve Almanya arşivlerinde el konulan paranın nasıl harcandığına dair bilgiye ulaşamadıklarını aktardı. Osmanlı’dan Alman bankalarına yatırılan 5 milyon ve 6,5 milyon liralık iki farklı meblağ bulunduğuna dikkat çeken Çiçek, “Ermeniler’in olduğu iddia edilen 5 milyon liraya İngiltere ve müttefikleri savaş tazminatı olarak el koymuş ve bu parayı nerelerde harcadığına dair bir vesika bırakmamış. Bildiğimiz kadarıyla bu 5 milyon liradan bütün Ermeniler’in haberi var, zira Kanadalı bir grup genç Ermeni, Britanya vatandaşı olmalarından cesaret alarak bu parayı talep ediyor ve İngiltere’den 5000 sterlin almayı başarıyorlar. Bu durumda İngiltere o tarihte el konan paranın Ermeni parası olduğunu kabul etmiş olmalı. Yoksa neden Ermeniler’e ödeme yapsın. Ayrıca Ermeni Dostları Derneği’nin genel sekreterliğini yapan İngiliz Yarbay Corbyn Ermeniler’e dayanarak 1930 itibariyle paradan sadece 200 bin lira kaldığını belirtiyor. Türkiye’den tazminat talep eden Ermeni diasporası paraya el koyan İngiltere’den veya müttefiklerden neden talepte bulunmuyor? Asıl adres müttefikler, özellikle de İngiltere” değerlendirmeler yaptı.

 Senatörler devreye giriyor
Lozan Barış Anlaşması sonrasındabazı ABD senatörleri de1921 yılındaMüttefiklerin hesaplarına transfer ettikleri 5 milyonun Ermenilerin el konan emval-i metrukemallarının parası olduğunu iddiaediyor. İddialar üzerineABD Dışişleri Bakanlığı, Londra, Berlin ve İstanbul elçiliklerini yeni vebağımsız bir araştırmayürütmeklegörevlendiriyor. Bu soruşturma1925 yılının Mart-Temmuz ayları arasında yapılıyor. YineAmiral Bristol tarafından titizliklehazırlanmış bir rapor olarak Washington’agönderiliyor.

 ABD 5 MİLYON LİRANIN PEŞİNDE
Ermeniler’in kayıp parasının peşine 1920’li yıllarda ABD’nin de düştüğü anlaşıldı. O dönemde Ermeni tehcirini konu eden haberlerin sık sık gündeme gelmesi üzerine ABD Dışişleri Bakanlığı da tazminat olarak itilaf devletlerince transfer edilen 5 milyon altın liranın kökeni konusunda çalışmalar yaptığı tarihi belgelere yansıdı. ABD Dışişleri Bakanı Evan Hughes’ın İstanbul’daki elçi Amiral Bristol’den 12 Şubat 1921 tarihinde ‘Müttefik hesaplarına aktarılan 5 milyon lira altının kaynağını araştırması ve aydınlatması” içerikli gönderdiği telgraf bulunuyor. Bristol’ün Dışişleri Bakanlığı’nın isteği üzerine hazırladığı 22 Mayıs 1925 tarihli raporunda, banknot için ayrılan 6,5 milyon liradan 5,2 milyon liraya müttefikleri tarafından el konulduğu teyit ediliyor.

 Para Müttefikler’e pay edildi
Emval-i Metruke parasına müttefiklerce el konulduğuna İngiliz donanmasında deniz yarbayı rütbesinde bir asker ve aynı zamanda “Ermenistan ‘ın Dostları” adındaki bir derneğinde sekreteri olduğu anlaşılan F.C. Corbyn’nin araştırması da ışık tuttu. 1932 yılında yayımlanan Corbyn’nin araştırmasına göre ise 5 milyon Osmanlı altını 23 Kasım 1923 yılında Osmanlı devletinden tazminat hakkı olan vatandaşlarına dağıtılmak üzere müttefiklerce pay edildi. Üstelik yapılan anlaşmaya göre bu tazminat parasından Ermeniler’in bir kuruş bile alma hakları yoktu. Yine Corbyn’nin araştırmalarına göre o tarihlerde İngiltere’nin elinde sadece 200 bin sterlin kalmıştı.

22 Haziran 2012

ayyildizhabe.com

“3. Karabağ Savaşı” Ufukta mı?

Haziran ayının ilk haftasında Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ateşkes bozuldu ve her iki taraftan çok sayıda askerin öldüğü haberleri geldi.

Beklenildiği gibi, taraflar yaptıkları açıklamalarda bir birilerini suçladılar. Hemen bölge ve dünya basını da “Azerbaycan`la Ermenistan arasında yeni bir savaş başlayabileceği” yönünde haber ve analizlere yer vermeye başladı.

Esasından konuyu yakından bilenler için Azerbaycan`la Ermenistan arasında ateşkesin bozulması haberi son 18 yılın değişmeyen gerçeği. Keza iki ülke arasında Rusya`nın arabuluculuğu ile Mayıs 1994`de imzalanan ateşkes anlaşması gerçek manada neredeyse hiç uygulanmadı. Ermeni tarafı işgal ettiği bölgelerden çekilmemek ve görüşmeleri bozmak için ateşkes ihlalini uygun bir araç olarak sık-sık kullandı. Azerbaycan açısından ise başlarda ateşkes işgal edilmiş bölgelerin geri alınmasını sağlamak için gerekli olan yeni savaşa hazırlanma dönemi anlamını ifade ediyordu.

Ancak artan petrol gelirleri ve bunun Azerbaycan`ın askeri gücüne yansıması zaten başından itibaren doğru dürüst uygulanmayan ateşkesi giderek anlamsızlaştırmıştır. Bu çerçevede ateşkes Azerbaycan`da daha çok ülke topraklarının Ermenistan işgalinde kalmasını sağlayan bir süreç gibi görülmektedir. Nitekim İlham Aliyev yönetiminin merhum Haydar Aliyev dönemine oranla daha fazla ve güçlü biçimde “askeri güç kullanacağını” dilendirmesi uzun süren ve sürekli sonuçsuz kalan diplomatik görüşmelerin yanı sıra, Azerbaycan`ın güçlenmesiyle de yakından ilgili.

Hiç kuşkusuz, bölgede Rusya faktörü olmasaydı ve özellikle de Ağustos 2008`deki 5 günlük Rus-Gürcü savaşı çıkmasaydı belki “3. Karabağ savaşı” ihtimalini daha fazla konuşuyor olacaktık. Kimi iddialara göre, Rus-Gürcü savaşı o dönemde olası bir Karabağ savaşını engellemiştir. Hatta çok aykırı gibi görünse de, Rus-Gürcistan savaşının uzun sürmesi halinde Azerbaycan tarafının kendi meşru savunma hakkını kullanarak işgal bölgesini kurtarmak için operasyon yapmak istediği bile ireli sürülmüştü.

Yeni bir savaşı “3. Karabağ savaşı” gibi nitelememiz ise okurumuzu şaşırtmamalı. Keza tarihte Azerbaycan`la Ermenistan arasında ilk Karabağ savaşı 1988-1994 döneminde değil, Azerbaycan Halk Cumhuriyeti döneminde (1918-1920) yapılmıştır. Doğunun ve İslam dünyasının ilk demokratik cumhuriyetinin tarihi inceleyen her ciddi eserin ilgili bölümlerini okurken, o dönemde Azerbaycan`a yönelik asılsız Ermeni iddialar, Ermeni silahlı güçlerinin acımasız saldırıları ve yaptığı katliamlarla yüzyılın sonundakiler arasında büyük benzerlikler görmek mümkün.

Başta Andiranik olmak üzere çeşitli Ermeni komutanların iki yıl boyunca sürdürdüğü baskın, saldırı ve katliam Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin aldığı askeri önlemlerle başarısızlığa uğratılmıştır. Özellikle, Ocak 1920’den itibaren Karabağ`ı hedef alan Ermenistan saldırılarına ve bölgede başlayan Ermeni ayrılıkçı isyanına karşı Azerbaycan ordusu Şubat`ta askeri operasyonlara başlamıştır. Azerbaycan ordusu Ermenistan`ın saldırılarını başarıyla durdurmuş, Karabağ`daki askeri isyanı bastırmıştır. Bu askeri başarılar üzerine Ermenistan 26 Nisan 1920`de barış istemiş, ancak 28 Nisan`daki Rus işgali bu askeri başarının tarihi bir siyasi başarıya dönüşmesini engellemiştir.

Bu kısa tarihi hatırlatmadan sonra günümüze dönersek, son ateşkes ihlallerinin coğrafi ve askeri boyutları, ayrıca zamanlaması öncekilere oranla belirli farklılıklar arz ediyor. Bu kez ateşkesin neredeyse tüm cephe boyu bozulduğu, süresinin göreceli olarak daha uzun olduğu ve başta helikopterler olmak üzere mühim askeri silahların kullanıldığı yönünde haberler gelmekte. Resmi açıklamalarda her taraftan 4-5 kişinin öldüğü haberleri verilse de, ölen insan sayısının söylenenden neredeyse 5-10 kat fazla olduğu ve hatta bazı köylerin el değiştirdiği yönde iddialar da gündeme geldi.

Bu ateşkes ihlalinin zamanlaması da önemli. Ateşkesin özel anlamda Amerikan Dışişleri Bakanı Clinton`un bölge seferinin başladığı gün yapılması, genel anlamda ise Ermenistan`ın görüşmeler sürecinde giderek inisiyatifi kaybetmesi ve NATO`nun Chicago zirvesinde olduğu gibi, ufak da olsa siyasi ve diplomatik yenilgiler aldığı süreçte gelmesi dikkatlerden kaçmıyor. Keza Ermenistan`ın Azerbaycan`ı uygun şartları oluşturmadan savaşa çekerek “Rus müdahalesi senaryosunu” gündeme getirmesi olası. Azerbaycan açısından ise bu ateşkes ihlali olası bir savaş halinde askeri ve uluslararası dengeler bakımından önemli bir gösterge sayılabilir.

Bu açıklamalar ışığında gündemdeki esas iki soruya gelecek olursak. Öncelikle, bu ateşkes 3. Karabağ savaşının başlangıcı mı? Zaman bunun böyle olmadığını zaten göstermiş. Ancak bunun küçük bir prova olduğunu söylemek yanlış olmaz her halde. İkincisi, 3. Karabağ savaşının olma ihtimali var mı? Şu bir gerçek ki, Ermenistan Azerbaycan topraklarını işgalde tuttuğu sürece bu ihtimal zayıf sayılmayacak kadar önemli. 3. Karabağ savaşının başlamasına ilişkin uygun zamanlamayı ise ülke içi dengelerden daha çok, Ermenistan’ın görüşmelerdeki tavrı ile uluslararası dinamikler belirleyecek. Uluslararası aktörlerden Rusya, Batı, Türkiye ve İran`ın bu konudaki gibi yaklaşım ve olası tavırlarını ise artık başka yazılarımızda ayrıntılı ele alacağız.

Dr. Nazim CAFERSOY, Kafkasya Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (QAFSAM-www.qafsam.org) Analisti

19 Haziran 2012

1news.com.tr

İran İstihbarat Örgütünün Azerbaycan’a Yönelik Operasyonları

İsrail’in Azerbaycan ile geliştirdiği ortaklık, Bakü-Tahran ilişkilerinin karşılıklı psikolojik bir savaşa dönüşmesinde bazı önemli gelişmeleri de beraberinde getirmiştir

İran’da Azerbaycan aleyhinde gerçekleştirilen konferanslar, Hizbullah aracılığıyla yöneltilen açık tehditler ve resmi devlet kanalı PressTV aracılığıyla Azerbaycan siyasilerini hedef alan açıklamalara karşı Bakü, aynı ölçüde karşılık vermektedir. İran, Ocak 2012’de öldürülen nükleer fizikçi Mustafa Ahmedi Roşan suikastının ardında MOSSAD’ın olduğunu ifade ederken, İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi Üyesi Esmail Kovsari Bakü’yü suçlayarak Azerbaycan’ın CIA ve MOSSAD için önemli merkezlerden biri olduğunu iddia etmiştir.

Azerbaycan-İran ilişkilerinin giderek gerildiği siyasi süreçte İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’ın 22 Nisan 2012’de Bakü’ye gerçekleştirdiği ziyaretin[1] ardından Tahran’ın Bakü’ye daha sert bir tutum sergilediği görülmektedir. Özellikle İranlı din adamları ve askeri bürokrasinin Aliyev iktidarına yönelik eleştirinin dozu giderek artmaktadır. İranlı din adamları, Azerbaycan’da dindar insanlara yönelik bir baskının uygulanmakta olduğunu ve İslam’a aykırı eylemlerin devlet eliyle yapıldığını iddia ederken; İran askeri bürokrasisi, Azerbaycan’ın İsrail’le gelişen askeri ortaklığından duydukları memnuniyetsizliği açıkça dile getirmektedir.[2]
Azerbaycan-İsrail İlişkilerini İran Nasıl Okuyor?
İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman’ın Bakü ziyaretinin diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 20. yılı münasebetiyle gerçekleştirdiği söylense de Lieberman’ın daha önce gerçekleştirdiği 9 Şubat 2010’daki Bakü ziyareti sonrasında insansız hava uçakları konusu, “TAR-21” ve “Tavor” füze sistemlerinin kurulması, erken uyarı sistemlerinin Azerbaycan topraklarına yerleştirilmesi gibi son derece stratejik konuların masaya yatırıldığı iddiaları gündeme getirilmişti.[3] Bu duruma paralel olarak iki ülke ilişkilerindeki askeri ve istihbarat alanlarındaki işbirliği, 26 Şubat 2012’de imzalanan 1.6 milyar Dolarlık silah anlaşması[4], iddiaları kanıtlar nitelik kazandırırken Liberman’ın Bakü ziyareti Tahran tarafından kuşkuyla karşılanmıştır.[5]
İran’ın Azerbaycan-İsrail işbirliğinden duyduğu rahatsızlık farklı yöntemlerle ortaya konuldu. Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri ise bu yıl Bakü’de gerçekleştirilen Eurovision şarkı yarışması etrafından gerçekleşen tartışmalar oldu. Bakü, İranlı din adamlarınca İslami değerlere aykırı olduğu düşünülen Eurovision’a ev sahibi yapmakla suçlandı.[6] 8 Mayıs’ta Azerbaycan’ın Tebriz’deki konsolosluğu önünde Azerbaycan aleyhinde gösteriler gerçekleşirken[7], 11 Mayıs’ta İran’ın Bakü’deki konsolosluğu önünde de İran aleyhinde gösteriler gerçekleştirildi.[8] İran basınında, Tebriz’deki Azerbaycan konsolosluğuna saldırı riskinin bulunduğu yönünde çıkan haberler ise Bakü’de karşılıksız kalmadı. Azerbaycan Meclisi, derhal İran’ın Azerbaycan aleyhindeki faaliyetlerini kınadı.[9] Bakü Emniyeti’nin, Sumgayıt şehrinde İran rejimine yakın olduğu iddia edilen bazı gruplara operasyon düzenlemesinin ardından İran, Azerbaycan Büyükelçisini dışişleri bakanlığına çağırarak nota vermiştir.[10]
Bu süreçte her iki ülkenin de büyükelçilerini geri çağırması[11] Bakü-Tahran ilişkilerinin yaşadığı kırılmayı göstermesi açısından oldukça önemli bir gelişmedir. Azerbaycan ve İran arasında yaşanan diplomatik kriz, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e yönelik suikast girişiminin engellenmesi ile farklı bir boyut kazanmıştır. Azerbaycan İstihbaratı, 30 Mayıs 2012’de yaptığı açıklamada Vügar Padarov liderliğindeki silahlı grubun Nisan 2012’de Azerbaycan Cumhurbaşkanın ülkenin Kuzey-Batı bölgesi ziyareti sırasında Aliyev’e suikast girişiminin engellendiğini açıkladı.[12] Padarov’un El Kaide’ye bağlı bir hücrenin lideri olduğu ve liderliğini yaptığı suikast hücresinin ise İran, Suriye ve Pakistan’daki kamplarda silahlı eğitim aldıkları iddia edilmektedir.[13]  Bu noktada merak edilen en önemli konu ise İran-Azerbaycan geriliminde El Kaide militanlarının İlham Aliyev’e suikast girişiminde bulunmasıdır. Bu paralelde düşünüldüğünde İran’ın Aliyev’e yönelik suikast girişimini El Kaide’ye ihale etme olasılığı ciddi bir tartışma konusu olacaktır. İran’ın El Kaide ile bağlantıda olup olmadığı uzun süredir tartışma konusu ve çok sayıda analist, El Kaide’nin dini yaklaşımı ile İran Şiası arasındaki ayrılığın onları birlikte çalışmaktan alıkoyacağı konusunda ısrar etmektedir.[14] Ancak Azerbaycan-İsrail’le yakınlaşmasının İlham Aliyev’i, İran ve El Kaide’nin ortak hedefi haline getirebileceği ihtimali ise önemli bir detay olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sonuç
Kuzey sınırında gelişmekte olan tehlikenin giderek artmakta olduğunu düşünen İran, Azerbaycan’a yönelik psikolojik bir savaş yürüterek, gelişen İsrail-Azerbaycan ilişkilerinden duyduğu rahatsızlığı ortaya koymaktadır. İki ülke arasında artan işbirliğinin en riskli sonucu ise Hizbullah gibi İran’ın kontrolünde bulunan silahlı örgütlerin Azerbaycan’ı hedef alan bombalı suikast ve sabotaj girişimlerinde bulunması ya da el altından El Kaide’yi Azerbaycan’a karşı kışkırtması olacaktır. Bu durumda Bakü açısından en riskli konu Aliyev’i hedef alan olası bir suikast girişiminin başarılı olması ya da Azerbaycan’ın Tebriz’deki konsolosluğunun basılması tehlikesidir. İran İslam Devrimi’nin ardından 1979’da ABD Büyükelçiliğinin ve Kasım 2011’de İngiltere Büyükelçiliğinin basılması olayları, İran’ın menfaatlerine yönelik tehditlerin artması durumunda bu tür örtülü yöntemleri Azerbaycan’a karşı da kullanabileceğini göstermesi açısından son derece önemlidir.


[1] İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman Bakü’de, TRT Haber, 24.04.2012, http://www.trthaber.com/haber/dunya/israil-disisleri-bakani-lieberman-bakude-38103.html,
[2] İran Azerbaycan geriliminin perde arkası, Dünya Bülteni, 31.05.2012, http://www.dunyabulteni.net/?aType=yazarHaber&ArticleID=17922
[3] Hasan Oktay, Her Şeyin Bir Bedeli mi Vardır?, Turque Diplomatique, Ekim 15-Kasım 15, 2010, Sayı: 21
[4] Israel signs $1.6 billion arms deal with Azerbaijan, Haaretz, 26.02.2012, http://www.haaretz.com/news/diplomacy-defense/israel-signs-1-6-billion-arms-deal-with-azerbaijan-1.414916
[5] Azerbaijan’s Growing Ties with Israel Worrying Many in Middle-East, Fars News Agency, 28.04.2012, http://english.farsnews.com/newstext.php?nn=8101301297
[6] Iran’s “gay” Eurovision jibes strain Azerbaijan ties, Reuters, 22.05.2012, http://www.reuters.com/article/2012/05/22/azerbaijan-iran-idUSL5E8GM61H20120522
[7] Tebrizli öğrenciler Azerbaycan Konsolosluğu önünde toplanıyor!, IRIB World Service, 08.05.2012, http://turkish.irib.ir
[8] İran səfirliyi qarşısında etiraz aksiyası, Lent.az, 11.05.2012, http://lent.az/
[9] Milli Məclis İranın antiazərbaycan təbliğatını tənqid edib, Trend.az, 22.05.2012, http://az.trend.az/news/politics/2028749.html#popupInfo
[10] İran, Azerbaycan’ın Tahran Büyükelçisi’ne nota verdi, Fars News Agency, 23.05.2012, http://turkish.farsnews.com/newstext.aspx?nn=9102113055
[11] Eurovision krizi büyüyor, Cumhuriyet, 22.05.2012, http://cumhuriyet.com.tr/?hn=339458;
[12] Azerbaycan İstihbaratı Cumhurbaşkanı Aliyev`e Yönelik Terör Girişimini Önledi, The First News, 30.05.2012, http://www.1news.com.tr/azerbaycan/kulturyasham/20120530034953257.html
[13] Azerbaycan’da El-Kaide Bağlantılı Silahlı Grup Etkisiz Hale Getirildi, The First News, 18.04.2012, http://www.1news.com.tr/azerbaycan/siyaset/20120418094905635.html
[14] Amerika İran-El Kaide Bağlantısını Doğruladı, Realite EU, 25.08.2011, http://www.realite-eu.org/site/apps/nlnet/content3.aspx?c=9dJBLLNkGiF&b=5896081&ct=11199095
18 Haziran 2012
21yyte.org

Türkiyədə Azərbaycan Mədəniyyət Günləri başlayıb

Türkiyədə Azərbaycan Mədəniyyət Günləri çərçivəsində ilk olaraq iyunun 18-də Ankarada “CerModern” incəsənət mərkəzində Azərbaycanın rəsm və incəsənət əsərlərinin sərgisinin açılış mərasimi olub. Bu barədə APA Azərbaycanın Türkiyədəki səfirliyinə istinadən məlumat verir. Tədbirdə, Türkiyə və Azərbaycanın Mədəniyyət və Turizm Nazirləri Ərtoğrul Günay və Əbülfəs Qarayev, Türkiyə Respublikası Müdafiə Naziri İsmət Yılmaz, çox sayda millət vəkili, Ankarada akkreditə olunmuş diplomatik nümayəndəliklərin rəhbərləri və təmsilçiləri, Türkiyə və Azərbaycanın çox sayda elm, incəsənət və ictimai xadimləri, ictimaiyyət, diaspor və KİV nümayəndələri iştirak ediblər. Türkiyə və Azərbaycanın Mədəniyyət və Turizm Nazirləri Ərtoğrul Günay və Əbülfəs Qarayev, Türkiyə Respublikası Müdafiə Naziri İsmət Yılmaz və Səfir Faiq Bağırov sərginin açılışının rəmzi olan qırmızı lenti kəsiblər. Ardından açılış nitqini həyata keçirən Türkiyə Respublikası Mədəniyyət və Turizm Naziri Ərtoğrul Günay bir millətin iki dövləti arasında təşkil olunmuş bu kimi tədbirlərin əhəmiyyətindən söz açaraq Azərbaycan mədəniyyətinin əvəzolunmaz dəyərlərindən bəhs edib. Daha sonra Azərbaycan Respublikası Mədəniyyət və Turizm Naziri Əbülfəs Qarayev çıxış üçün kürsüyə dəvət olunub. Nazir öz çıxışında iki ölkə əlaqələrinin çoxşaxəliliyindən bəhs edərək, mədəniyyət sahəsindəki əlaqələrin daha da inkişaf etdiriləcəyini, Azərbaycanda da Türkiyə mədəniyyət günlərinin təşkil olunacağını və bütün bu addımlara güclü dəstək verən hökumətimizin önəmli siyasətinin olduğunu vurğulayıb. Sərgi 24 iyun tarixinədək açıq qalacaq. Sərginin ardından tədbirlərin ikinci hissəsi teatr salonunda konsert və Azərbaycan rəqslərinin nümayişi ilə davam edib. Qara Qarayev adına Azərbaycan Dövlət kamera orkestri (bədii rəhbər və baş dirijor xalq artisti Teymur Göyçayev), Dövlət rəqs ansamblı (bədii rəhbər xalq artisti Afaq Məlikova), solistlər – vokalçı, xalq artisti Samir Cəfərov, gənc vokalçı Aygün Zeynalova, eləcə də muğam ifaçıları, respublika müsabiqələri laureatları Babək Niftəliyev və Arzu Əliyeva, Sahib Paşazadənin rəhbərliyi ilə instrumental ansambl, balaban ifaçısı Şirzad Fətəliyev, müğənni Azərin və beynəlxalq müsabiqələr laureatı Elvin Qəniyev konsertdə çıxış ediblər. İyunun 19-da Türkdilli Ölkələrin Mədəniyyət Təşkilatı TÜRKSOY-da Nizami Gəncəvinin 870 illiyi münasibətilə elmi konfrans, habelə rəsm, xalça, milli geyim və xalq tətbiqi sənət nümunələrimizdən ibarət sərgi də təşkil olunacaq. Daha sonra tədbirlər İzmir şəhərində dava edəcək.

19 İyun 2012

az.apa.az

Bu gün Milli Qəhrəmanımızın şəhid olduğu gündür

18 iyun (June) 2010-cu il tarixində gecə saat 23:30 radələrində gizir Mübariz İbrahimov təkbaşına iki ordu arasındakı bir kilometrlik minalanmış sahəni keçib, Ermənistan Silahlı Qüvvələrinin çox sayda əsgər və zabitini (əfsər) gözlənilməz birinci həmlədə məhv edib.

Mübariz Ağakərim oğlu İbrahimov 1988-ci il fevralın (February) 7-də Biləsuvar rayonunun Əliabad kəndində anadan olub. 2005-ci ildə şəhid M. Piriyev adına Əliabad kənd orta məktəbində orta təhsilini başa vuran İbrahimov həmin il həqiqi hərbi xidmətə çağırılıb. Əsgəri xidmətini Daxili Qoşunların “N” saylı hərbi hissəsinin Xüsusi Təyinatlı Bölüyündə keçirib. Həqiqi hərbi xidmətini 2007-ci ildə çavuş rütbəsində başa vurub.

Bir müddət mülki işlərdə işlədikdən sonra 2009-cu ilin avqust ayında yenidən gizir rütbəsində hərbi xidmətdə çalışmağa başlayıb. Daha sonra öz arzusu ilə cəbhə bölgəsindəki hərbi hissələrdən birində xidmət etməyə başlayıb. 18 iyun 2010-cu il tarixində gecə saat 23:30 radələrində gizir Mübariz İbrahimov təkbaşına iki ordu arasındakı bir kilometrlik minalanmış sahəni keçib, Ermənistan Silahlı Qüvvələrinin çox sayda əsgər və zabitini gözlənilməz birinci həmlədə məhv edib. Sonra isə düşmənin öz silahlarını özünə qarşı istifadə edərək, 5 saat onlarla təkbətək döyüşüb. Düşməni ağır itkilərə məruz qoyan Mübariz İbrahimov səhər saatlarında qeyri-bərabər döyüşdə qəhrəmancasına həlak olub.

Mübariz İbrahimov valideynlərinə yazdığı son məktubunda bu addımı könüllü atdığını vurğulayıb: “Canım, atam və anam. Məndən sarı darıxmayın. İnşallah, cənnətdə görüşəcəyik. Mənim üçün bol-bol dua edin. Vətənin dar günündə artıq ürəyim dözmür. Allaha xatir bunu etməliyəm. Ən azından ürəyim sərinlik tapar. Şəhid olanadək bu şərəfsizlərin üzərinə gedəcəyəm. Şəhid olsam – ağlamayın. Əksinə, sevinin ki, o mərtəbəyə yüksəldim. Allaha ibadətlərinizi dəqiq yerinə yetirin. Çoxlu sədəqə verin. Seyid nəvəsi olaraq bunu etməliyəm. Allah böyükdür. Vətən sağ olsun. Oğlunuz Mübariz. Haqqınızı halal edin”.

Azərbaycan Prezidenti Azərbaycan Milli Ordusunun giziri Mübariz Ağakərim oğlu İbrahimova “Azərbaycanın Milli Qəhrəmanı” adının (ölümündən sonra) verilməsi barədə sərəncam imzalayıb. Şəhid gizirə bu ad Azərbaycan Respublikasının (Cümhuriyyət) müstəqilliyinin və ərazi bütövlüyünün qorunub saxlanılmasında müstəsna xidmətinə və göstərdiyi rəşadətə görə verilib. Prezidentin başqa bir sərəncamı əsasında Nazirlər Kabineti Biləsuvar rayonunun (məntəqə, şəhər) orta məktəblərindən birinə və Biləsuvar rayonundakı küçələrdən birinə Mübariz İbrahimovun adı verilməsini təmin edilib.

Azərbaycan, Ermənistan və Rusiya prezidentlərinin Dağlıq Qarabağ münaqişəsinin tənzimlənməsinə dair 27 oktyabr (October) 2010-cu il tarixli birgə bəyanatına uyğun olaraq, eyni zamanda, Əsir və itkin düşmüş, girov götürülmüş vətəndaşlarla əlaqədar Dövlət Komissiyasının beynəlxalq təşkilatlarla apardığı müntəzəm və səmərəli danışıqların nəticəsində, Azərbaycanın Tərtər rayonu istiqamətində Ermənistan hərbçilərinin hücumunu dəf edərkən 2010-cu il iyunun 18-dən 19-na keçən gecə şəhid olmuş Mübariz İbrahimovun cənazəsi 6 noyabr (November) 2010-cu il tarixdə qarşı tərəfdən alınıb. Proses Əsir və itkin düşmüş, girov götürülmüş vətəndaşlarla əlaqədar Dövlət Komissiyası və Müdafiə Nazirliyi əməkdaşlarının iştirakı, Beynəlxalq Qızıl Xaç Komitəsinin vasitəçiliyi ilə həyata keçirilib. Bir gün sonra, noyabrın 7-də şəhid qəhrəman İkinci Fəxri xiyabanda dəfn olunub.

N.S

18 Iyun 2012

www.Günaz.tv

Çapulcubaşı savaş baronu oluyor

Kan döktükçe müzakere şansının arttığını gören terör örgütü; işi iyice azıttı, Mesud Barzani’nin korumasında silah fabrikası kurdu.
Mühimmat da üretiyor BaŞbakan Erdoğan’ın Kürt açılımında bel bağladığı peşmerge reisi, savaş baronluğuna soyundu. PKK, Barzani’nin bölgesinde silah fabrikası kurarak Kaleşnikof, M-16, roketatar ve mermi üretmeye başladı.
Yeni terör programı!.. İstİhbarat ve güvenlik birimleri ise PKK’nın yeni eylemlere hazırlandığını belirledi. Terör örgütünün turizm bölgelerini hedef alacağı, asker ve polisten rehine almayı hedeflediği bilgilerine ulaşıldı.

Aşiret reisliğinden savaş baronluğuna

Başbakan Erdoğan’ın Kürt açılımında bel bağladığı peşmerge reisi Barzani, kontrolü altındaki topraklarda terör örgütü PKK’nın kurduğu silah fabrikasına izin verdi.
İki yüzlü Barzani Ankara’nın talepleri doğrultusunda PKK’ya silah bırakma çağrısı yapan Mesud Barzani, teröristlerin kendi silahlarını üretmesine ise izin verdi.


Haber: Necdet Pekmezci

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ve AKP iktidarının Kürt açılımı sürecinde umut bağladığı peşmerge reisi Mesud Barzani, PKK’nın terör faaliyetlerini önleme bir yana dursun, örgütün kurduğu silah fabrikasına da yol verdi. İstihbarat ve güvenlik birimleri terör örgütü PKK’nın silah ve mühimmat fabrikasını peşmerge reisi Barzani’nin kontrolündeki bölgede kurdukları bilgisine ulaştı. Bu bilgiler acil koduyla not olarak ilgili kurumlara da gönderildi. Terör örgütü PKK, Kuzey Irak’ta kurduğu fabrikada Kaleşnikof, M-16, roketatar ve mermilerini üretmeye başladı. Uzun süredir Kuzey Irak’ta toplamayı planladığı Kürt Ulusal Konseyi’ne PKK’nın ancak silah bırakma şartıyla katılabileceğini ilan eden ve sık sık PKK’ya silah bırakma çağrısı yapan Barzani’nin son istihbarat raporuyla bir kez daha samimi olmadığı ortaya çıktı. İstihbarat birimlerinin elde ettiği bilgilere göre, terör örgütü PKK, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde kullanılan jammer araçlarını, geliştirdiği bir yöntemle etkisiz hale getirdi. Aşiret reisi Barzani, ABD sayesinde kurulan kukla devletin başkanı olmasının yanı sıra şimdi de savaş baronluğuna soyunmuş oldu. İstihbarat ve Güvenlik birimlerinin terör örgütü ile ilgili hazırladıkları son raporun satır başları şöyle:

Suikastlar artacak

KUZEY IRAK’TA SİLAH FABRİKASI:

 Terör örgütü PKK, Kaleşnikof, M-16 ve roket atar üreten bir fabrika kurdu. Burada silahların yanı sıra mühimmat da imal ediliyor.

JAMMER’A KARŞI EĞİTİM:

 Bölücü terör örgütü c-4 türü patlayıcıyı fünyeye bağlı iki adet kablonun yardımıyla cep telefonuna bağlıyor. Kablolardan biri anahtar olarak kullanılıyor. Anahtar sistem kurulurken kapalı tutuluyor. Patlayıcı kullanıma hazır hale geldiğinde anahtar açılıyor. Bir başka telefondan sinyal gönderildiğinde de patlayıcı infilak ediyor.

 PKK SEYAHAT ACENTELERİNDE:

 Terör örgütü özellikle KCK mensuplarını, bazı seyahat acentelerine yerleştirdi. Bunlar sayesinde bölgeye giden, polis, asker ve diğer güvenlik mensuplarının hareket saatlerini ve kullandıkları güzergâhlarını öğreniyor. Bölgede bundan böyle asker ve polisler kaçırılacak

REHİN ALMALAR ARTACAK:

 Terör örgütü önümüzdeki günlerde özellikle sivilleri de kaçıracak. Devlete yakınlığı ile bilinen isimler ve aileleri hedefte.

TURİZM HEDEFTE:

 Bölücü örgütün hedefinde yine tatil beldeleri var. Amaç turizmi baltalamak. Turistik yörelerde bombalı saldırılar olabilir. Turist kaçırmalar yaşanabilir:

09 Haziran 2012

yenicaggazetesi.com.tr

Cumhurbaşkanlığı: Azerbaycan halkının İran’daki sahte din kisvesi ile hiçbir ortaklığı olamaz

Azerbaycan Cumhurbaşkanı himayesinde Sivil Toplum Kuruluşlarına Devlet Desteği Konseyi tarafından organize edilen “Sivil Toplumun Gelişiminde STK’ların Rolü” konulu konferansta konuşan Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı İdaresi Sosyal ve Politik Çalışmalar Dairesi Başkanı Ali Hasanov İran’da, Azerbaycan’a özgü olmayan birtakım yaftaları Azerbaycan’a yapıştırmaya çalışan din kisvesine bürünmüş sahteci bir güruhun olduğunu söyledi. Hasanov “Zorla bizi eşcinsellikle suçluyorlar. Biz onların bu girişimlerine direniyoruz ve İran’daki din adamlarına diyoruz ki, ayıptır, her gün Allah’a secde ediyorsun, her gün ellerini Allah’a açıyorsun, ama camiden çıkınca da yalan konuşuyorsun. Demek ki, senin dindarlığın da sahtedir, kişiliğin de. Bu tür din adamlarına ihtiyacımız yok” diye konuştu. Azerbaycan halkının bu tür sahte din adamları ile hiçbir ortaklığının söz konusu olamayacağını vurgulayan Hasanov şunları ekledi: “Ellerini Allah’a açan, Kuran okuyan, insanlara İslam mesajını ileten birisi camiden çıkınca yalan konuşmaz. Şimdi de ‘Azerbaycan’ı korkuttuk, eşcinsellerin yürüyüşü iptal edildi’ diyorlar. Sanki bunlar olmasa biz eşcinsellerin yürüyüşünü düzenleyecektik.”

 İ.A.-A.A.

Türkiye ile Suudi Arabistan arasında askeri işbirliği anlaşması imzalandı

Türkiye ile Suudi Arabistan arasında askeri eğitim işbirliği anlaşması imzalandı. Anlaşma; Genel Kurmay Eğitim Daire Başkanı Tuğgeneral Salih Sevil ve Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetler Eğitim Heyet Başkanı Tuğgeneral Abdülaziz Merzuk al-Cuheni tarafından başkent Riyad’da imzalandı.

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı’nda düzenlenen törende Suudi Arabistan Alımlar ve Anlaşmalar Daire Başkanı Tuğgeneral Tarık bin Saadal Serhan ve Riyad Askeri Ataşesi Mu. Kur. Alb. Kerim Acar hazır bulundu.

Yapılan anlaşma çerçevesinde Suudi Arabistan ile Türkiye arasında askeri öğrenci değişimi yapılabilecek, Suudili Subayların Türkiye’deki Harp Okullarında Eğitim almasına imkan sağlanacak.

Türkiye’nin Riyad Büyükelçisi Ahmet Muhtar Gün yaptığı açıklamada, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki askeri işbirliği çerçeve anlaşması her iki ülke tarafından onaylanarak geçtiğimiz Mart ayında yürürlüğe girdiği belirtti.

Büyükelçi Gün, “bu kez Suudi Arabistan’ı ziyaret eden Tuğgeneral Salih Sevil başkanlığındaki askeri heyetimiz Suudi Arabistanlı muhatapları ile askeri eğitim işbirliği anlaşmasını imzaladı.” dedi.

Bu anlaşma çerçevesinde iki ülke silahlı kuvvetleri askeri okullarında eğitim alabileceğini belirten Gün, iki ülke silahlı kuvvetleri arasında ortak tatbikat yapabileceğini belirtti.

“Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki askeri ve savunma sanayi işbirliğini geliştirme yolundaki çalışmalarımız devam edecek.” diyen Gün, önümüzdeki dönemde karşılıklı birçok üst düzey ziyaretin planlandığını sözlerine ekledi.

/CHA/

31 Mayıs 2012

BAKÜ-1NEWS.COM.TR