Ergenekon / Nevruz : Öz Bayramına Sahip Çıkmak yada Çıkmamak ..!

Kendi maddi ve manevi değerlerimize sahip çıkamaz ve gerçek sahipleri olarak bunların “bizim” olduklarını savunamaz isek, maalesef günümüzdeki gibi;  bölücülük ve etnisite kavramları arasında boğulup giden ve emperyalist şer güçlerin fitne-fesat tohumları saçmasına neden olacak şekilde  “başkaları” sahiplenir ve tabir-i caiz ise,  “ dağdan gelen bağdakini kovar “… *** Nevruz; kuzeyden güneye, batıdan doğuya bütün dünyada yaşayan, değişik Türk Devlet ve topluluklarının bayramıdır. Tamamen Türk’e özgü ve Türkler tarafından kutlanan bir gündür. Oniki hayvanlı Türk Takvimi ve Melikşah’ın Celali Takvimi’nde  yılbaşı olarak belirlenen 21 Mart, Divan-ı Lügat-it Türk’ te ilkbaharın gelişi olarak belirtilir. Türk dünyasında; yılbaşını, baharın gelişini ve dirilişi temsil eden Nevruz’un coşkuyla kutlanmasına büyük önem verilir. Göktürklerin Ergenekon’dan çıkışı ve Türk takviminde yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilen Nevruz yaklaşık beşbin yıldır kutlanıyor.
Farsça ‘yeni gün’ anlamına gelen Nevruz, ‘Noruz’, ‘Navrız’, ‘Ergenekon’, ‘Bozkurt’, ‘Çağan’, ‘Mart Dokuzu’, ‘Sultan Nevruz’, ‘Mart Bozumu’ gibi adlarla da anılıyor.
Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Afganistan ve Tacikistan ise resmi tatil ilan ettikleri Nevruz’u, ‘milli bayram’ olarak her yıl kutluyor.
Bu günde, kederli olmak en büyük ayıp ve suç sayılıyor. Kutlama törenlerinde bölgelere göre çok farklı oyunlar oynanırken, bu güne özel bazı yemekler pişiriliyor ve eğlenceler düzenleniyor.
Topluca yenilen Nevruz yemeğinin ardından yeni yıl kutlanıyor ve gençler, yakılan Nevruz ateşinin üzerinden atlıyor.
Ebulgazi Bahadır Han’ın eseri ‘Secere-i Türk’te, Ergenekon menkıbesinde 400 yıl dört tarafı yüksek dağlarla çevrili bir vadide kalan Türk’ün, baharın başladığı gün çıkarak, ata yurduna döndüğü ve hürriyetini, istiklalini kazandığı belirtiliyor.
Bu nedenle 21 mart, kurtuluş günü olarak kutlanıyor.
Özellikle Orta Asya Türkleri, Nevruz Bayramı’nda yapılan toplantılarda Ergenekon Destanı’nı okuyarak, yeni nesillere de günün önemini anlatıyor.
Diğer bir inanışa göre de 12 hayvanlı Türk takviminin başlangıcı olarak kabul edilen 21 martta, doğanın yeniden canlanması, bolluk ve bereketin habercisi baharın gelişi kutlanıyor.
Bu günlerde ortaya çıkan kardelen çiçeğine ise ‘Nevruz çiçeği’ deniliyor. Türk kültüründen kaynaklanan Ergenekon/Nevruz bayramı, her yönüyle Türk gelenek ve görenekleriyle zenginleşmiş ananevi ve temeli on bin yılı aşkın Türk tarihine dayalı milli bir bayramdır. Ergenekon
Efsaneye göre; Göktürkler bir savaş sonrasında, kimsenin kendilerini bulamayacağı bereketli bir ovaya yerleşirler. Ergenekon denen bu yerde giderek çoğalırlar. Bu bölge kendilerine yetmeyince çıkmak istediklerinde önlerine demirden bir dağ çıkar. Etrafına yaktıkları ateşle demir dağı eriterek bir yol açar ve dışarı çıkarlar. Ergenekon’dan çıkış tarihi; yeni yıl ve yeniden diriliş tarihi olarak kabul edilerek her yıl kutlanır. Her yıl bu tarihte ateşte kızdırdıkları demiri, örs ve çekiç ile döverek ve ateş üzerinden atlayarak, dağı eritmenin simgesel bir törenini yaparlar.
Yörük Bayramı
Osmanlı devrinde de Nevruz, çok canlı biçimde kutlanmaktaydı. Osmanlı ailesini çıkarmış olan Kayı Boyu’na mensup Karakeçililerin, Karakeçili aşireti mensuplarının 21 Mart tarihinde Ertuğrul Gazi’nin türbesi etrafında toplanarak burada bayram yaptıklarını biliyoruz. Osmanlı Devleti zamanında Nevruz gününe özel bir önem verilmiştir. Padişahlara Nevruz günleri “Nevruziye” adı verilen kasideler sunulurdu. Bu kasidelerde ağaçların yeşermesi, çiçeklerin açması, havanın ısınması gibi konulara yer verilirdi. Nevruz günü Adem’in yaratıldığı, Nuh’un gemisinin karayı bulduğu, Hz. Ali’nin doğduğu, halife olduğu anlatılırdı. Nevruz gecesi bütün yaratıkların Tanrı’ya secde ettiği, dileklerin yerine getirildiği belirtilirdi. Nevruz günlerinde müneccimbaşı, yeni takvimi padişaha sunar, bahşişini de alırdı. Buna da “Nevruziye bahşişi” adı verilirdi. Saray hekimbaşıları tarafından hazırlanan ve Nevruziye denen çeşitli baharatlardan yapılmış macunlar, padişah ailelerine ve büyüklere sunulurdu. Bugün için yapılmış macunlar, porselen kapaklı kaseler içinde sunulur ve günün hangi saatinde yenmesi gerektiğini yazan bir kağıt da kaselere iliştirilirdi.
Bu macundan yiyenin bütün yıl boyunca hastalıklardan korunacağına inanılmıştır. Zamanla bu gelenek değişime uğramış ve Nevruziye Nevruz günlerinde yenen özel bir tatlının adı olmuştur. Son zamanlarda bu geleneğin bir uzantısı olarak 21 Mart günü Manisa’da mesir macunu halka dağıtılmaktadır. Bu bayramın bir diğer adı da “Yörük Bayramı”dır. Osmanlı Devrinde 21 mart günü özellikle Padişahın yani Sultanın nevruz tebriklerini kabul ettiği, halkın Nevruz’unu kutladığı, Nevruz şenliklerinde bulunduğu gündür. 21 Mart tarihinin Nevruz-ı Sultanî, yani sultana mahsus, sultan tarafından veya sultanın katılmasıyla kutlanan Nevruz günü olmak bakımından böyle bir isim aldığı söylenilebilir. Bugün gece ile gündüzün eşit olduğu Miladi 22 Mart, Rumi 9 Mart gününe rastlamaktadır.
Atatürk’de 22 Mart 1922 tarihinde Ankara’da Nevruz şenlikleri düzenletmiş ve kendisi de bu kutlamalara katılmıştır.
Türk Dünyası’nda Nevruz Bayramı
Nevruz; Azerbeycan’da Novruz, Kazakistan’da Novrız, Kırgızistan’da Nooruz, Kırım Türklerinde Navrez, Batı Trakya Türklerinde Mevris olarak kullanılır. Kelime manası olarak Farsca “Yenigün” anlamına gelir. Çin’den Avrupa içlerine kadar kuzey yarımküre insanlarının ortak bayramıdır. Bugün Türkiye’de bir gelenek olarak, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, ve Azerbeycan ile Tataristan’da ise “Resmi-Milli Bayram” olarak kutlanmaktadır. Baharın gelişini, doğanın uyanışını temsil eder. Türk Kavimleri tarafından M.Ö.VIII yy’dan günümüze kadar her yıl 21 Mart’ta kutlanır.Amerika’da yaşayan Kızılderililer hakkında yapılan karşılaştırmalı halk bilimi çalışmalarına göre bu coğrafyada da Nevruz aynı ruhla kutlanmaktadıri  Nevruz, Türk Musikisi makamlarından biri olarak da, yedi yüz yılı aşkın bir tarihe sahiptir.    Türk’lüğün Öz Bayramı Kutlu Olsun..!
Nevruz Bayramında herkes en yeni ve temiz elbiselerini giyinir. Çeşitli ve özel yiyecekler yapılır. Akraba ve mezarlık ziyaretlerinden sonra müzik eşliğinde oyun ve eğlencelerle kutlamalar yapılır. Bayram günü giyilen yeşil, kırmızı ve sarı renklerden oluşan elbise, eşarp ve benzeri giysilerin renkleri tamamen Türk töresine dayanan renk ve giysilerden kaynaklanmaktadır. Türk boylarının flama ve tuğlarında da bu renkler yer almaktadır.
Nevruz’u bu şekilde kutlayanlar; Türk’lüğün kendi ÖZ Bayramı olan Ergenekon Bayramını kutladıklarını bilmelidirler. Türklerin ve Türk Dünyası’nın Nevruz Bayramı kutlu olsun… Rabbim, Milletimizi ve Bayramımızı Daim Kılsın…(amin)

MEHMET YILDIRAN YÜCE

20 Mart 2012

haberiniz.com.t