Dava adamı Denktaş’ı yitirdik

Bir süredir Girne Yılanadası’ndaki evinde tedavisine devam edilen ve  pazartesi günü yeniden hastaneye kaldırılan KKTC’nin Kurucusu, birinci  Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hayatını kaybetti.

Saat 22.00’de hayatını kaybetti

KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, tedavi gördüğü Yakın Doğu  Üniversitesi (YDÜ) Hastanesinde vefatı, oğlu Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar  Denktaş, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Başbakan İrsen Küçük’ün de katıldığı basın  toplantısında hastane başhekimi Dr. Sevim Erkmen tarafından  açıklandı. Denktaş’ın 24 Mayıs’dan itibaren yaşadığı sağlık sürecinden söz  eden Erkmen, ”Yoğun ve başarılı bir tedavi süreci, kurucu cumhurbaşkanımızı,  önceden varolan kalp-akciğer sorunu ve ileri yaşın da etkisiyle ancak 8 ay  yaşatabilmiş, maalesef bu akşam saat 22.00 itibariyla Hak’kın rahmetine  kavuşmuştur. YDÜ ailesi olarak kendilerine Allah’dan rahmet, yaslı ailesine  sabırlar diliyoruz. Tüm ulusumuzun ve Türk dünyasının başı sağolsun” dedi.

“Kıbrıs Türk halkı  Baba Denktaş’ı unutacak değildir”

Denktaş’ın ölümünün açıklandığı basın toplantısında konuşan Eroğlu, şunları  söyledi: ”Bir tarih daha göçmüştür. Kıbrıs Türk halkının ve Türklük  dünyasının başı sağolsun. Sadece Kıbrıs Türkü değil Türklük dünyası bir liderini  kaybetmiştir. Yaslı aileye başsağlığı diliyorum. Elbette Kıbrıs Türk halkı  Baba Denktaş’ı unutacak değildir. Kıbrıs Türkünün nerelerden nerelere geldiğini  Sayın Denktaş’ın kitapları okunduğu takdirde, yetişen gençlerimiz de iyi  anlayacaklardır. Nerelereden nerelere ve ne mücadeleler verilerek kimlerle  gelindiğini elbette tarih yazacaktır. İşte bu tarihi zaman limiti içerisinde  en önemli aktörlerden birisi Sayın Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf  Denktaş’tır.”

Eroğlu, Denktaş’ın verdiği hizmetlerin, siyasi hayatındaki  mücadelelerin unutulmayacağını, unutturulmayacağını belirterek, şunları  kaydetti: ”Dolayısıyla ‘hepimizin başı sağolsun’ derken, ‘bir tarih göçtü’  sözü zannederim az bile gelir rahmetli için. Ama biz Kıbrıs Türkü olarak elbette  Kıbrıs Türkünün özgürlük mücadelesinde hayatı hiçe sayarak vermiş olduğu  mücadeleyi unutacak değiliz. Uğraşlarıyla ve başarılarıyla 1974 Mutlu Barış  Harekatı gerçekleşmiş ve Kıbrıs Türk halkı özgürlüğe varmıştır.”

Denktaş’ın,  Barış Harekatı’ndan sonra kurulan federe devlet ve daha sonra kurulan KKTC’nin  varlığının devamını ölüm yatağında olduğu anlarda bile istediğini vurgulayan  Eroğlu, ”Baba Denktaşımız unutulmayacaktır, unutturulmayacaktır. Kıbrıs  Türkünün ve yaslı ailesinin başı sağolun” dedi.

Üzgün olduğu gözlenen Oğul Denktaş da “Ona laik olacağız” dedi.

Rauf Denktaş’ın, 17 Ocak Salı günü yapılacak devlet töreniyle toprağa verileceği  bildirildi.

‘Hristofyas diye bağırdı…’
Babasının, bugün hasta yatağında Rumca bir şeyler söylediğini ifade eden Ender Vangöl, ”Rumca anlamıyorum baba, İngilizce ya da Türkçe konuş” dediğini söyleyerek, babasının, Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas ile diğer Rum liderler için, ”(Söyle kendilerine, burası bağımsız bir cumhuriyettir’ dedi ve ‘Hristofyas’ diye bağırdı” ifadesini kullandı.

24 Mayıs 2011’de rahatsızlandı
24 Mayıs’ta  beyin  kanaması geçiren ve sol tarafı felç olan Denktaş, 29 Ekim’de  hastaneden taburcu  edildikten sonra ilk kez 15 Aralık 2011’de evinden  dışarı çıktı. Havanın da  güzel olmasından yararlanarak ilk kez evinden  çıkan Denktaş, ”Benim için  ‘ölüyor’ dediler, dışarı çıktım” dedi.

Denktaş,  Yakın Doğu Üniversitesi  (YDÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki  tedavisinin ardından rehabilitasyon süreci  için 8 Temmuz’da Ankara’ya,  Genelkurmay Başkanlığı Rehabilitasyon Merkezi’ne  götürüldü.

Rauf  Denktaş’ın tedavisine Ankara’da Gülhane Askeri Tıp  Akademisi’nde (GATA)  devam edildi. Beyinle kafatası arasındaki kan birikiminin  boşaltılması  için 25 Ağustos’ta ameliyat edilen Denktaş, 30 Ağustos’ta da  KKTC’ye,  YDÜ Hastanesi’ne getirildi.

Denktaş, beyinle kafatası arasındaki kan  birikiminin artması nedeniyle 5 Eylül’de YDÜ Hastanesi’nde yeniden ameliyat  edildi.

29 Ekim 2011’de taburcu edilen Denktaş, 8 Ocak 2012 gecesi, su kaybı  nedeniyle YDÜ Hastanesi’ne yeniden kaldırıldı.

Ömrünü Kıbrıs davasına adamıştı

Denktaş,  24 Mayıs 2011 tarihinde beyin kanaması nedeniyle Yakındoğu hastanesine  yatırılmış ve yoğun bir tedavi sürecinden sonra 29 Ekim 2011’de taburcu  edilmişti.

Ömrünü Kıbrıs davasına ve Kıbrıs Türklerinin devlet sahibi olmasına adayan  Denktaş, 27 Ocak 1924 tarihinde, bugün Kıbrıs Rum kesimi sınırları içinde  bulunan Baf bölgesinde doğdu.

1,5 yaşındayken annesini kaybeden Denktaş,  Hakim Mehmet Raif Bey’in en küçük oğlu. Anneannesi ve babaannesi tarafından  büyütülen Denktaş, 1930 yılında eğitim için İstanbul’a  gönderildi.

Arnavutköy’de ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevzi Ati  Lisesi’nde yatılı okumaya başlayan Denktaş, ortaokuldan sonra Kıbrıs’a döndü ve  liseyi Kıbrıs’ta bitirdi.

Denktaş, 1941’de Lefkoşa İngiliz Okulundan mezun  olduktan sonra Mağusa’da tercümanlık, mahkemede memuriyet, sonra bir yıl da  İngiliz Okulunda öğretmenlik yaptı. 1944’te British Council’dan burslu olarak  İngiltere’de hukuk tahsili yapan ve 1947 yılında Lincoln’s Inn’den mezun olan  Denktaş, aynı yıl Kıbrıs’a dönüp avukatlığa başladı.

1949 yılı yaz aylarında  savcılık yapmaya başlayan Denktaş, aynı yıl Aydın Hanım’la evlendi. Denktaş,  27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingde Dr. Fazıl  Küçük ile beraber hatiplik yaptı. 1942 yılında Dr. Fazıl Küçük’ün yayımlamaya  başladığı Halkın Sesi gazetesinde, babasından ve onun milliyetçi, Atatürkçü  arkadaşlarından işiterek öğrendiği “Türk Haklarının İngilizler tarafından  gasbedildiği” konularının ele alındığını gören Denktaş, Dr. Küçük’le tanışarak,  Halkın Sesi’nde imzalı veya imzasız, bazen Akın Yılmaz adı altında yazılar  yazmaya başladı. Bu ilişki Denktaş’ın Londra’da tahsil yıllarında da devam etti.  Denktaş, Ada’ya döndükten sonra lider Dr. Küçük’ün yanında yakın bir dost ve  gerektiğinde danışman olarak çalıştı.

Denktaş, 1948 yılında zamanın Kıbrıs  Valisi tarafından kurulan Anayasa Konseyi’nde üye olarak çalıştı. Rum  kilisesinin baskısı altında Konsey’e katılan Komünist Akel Partisi Konsey’den  çekilince Meclis kapatıldı. Türk temsilcilerin ısrarlı talepleri sonucu Hakim  Mehmet Zeka Bey’in başkanlığında “Türk İşleri Komisyonu” kuruldu, Rauf Denktaş  bu komisyonda da çalışarak, İngiliz Müstemleke İdaresi’nin gasbettiği hakların  iadesi için bir raporun hazırlanmasında nazım rol oynadı. Hükümetin kabul ettiği  bu raporda öngörülen yasaların yapılabilmesi için Başsavcılığa görev verildi,  ancak Başsavcılıkta bir Türk savcı yoktu. Liderliğin talebi üzerine 1949’da  Denktaş Hukuk Bürosundan ayrıldı ve az maaşla savcı yardımcısı oldu.

Birkaç  yıl içinde tamamlanması gereken yasalarla ilgili çalışmalar 1954 yılına kadar  uzadı. Bu arada Denktaş Savcılığa terfi etti. 1954’te Kıbrıs’ta yeraltı örgütünü  kuracak olan bazı kişiler, Yunanistan’dan Ada’ya gizlice girerken yakalandı.  Bunların takibi ve yargıya havalesiyle Denktaş’ın görevi daha da önem kazandı.  1957 sonunda İngilizlerin Ada’yı 5-10 yıl içinde Yunanistan’a devredeceğini  gören Denktaş, Savcılıktan istifa ederek, Dr. Küçük’ün yanında fiili rolünü  aldı.

Hükümetteki görevinden istifa ettikten sonra toplum problemlerinde daha  aktif rol oynamaya başlayan Denktaş, 1957 sonlarında Kıbrıs Türk Kurumları  Federasyonu Başkanlığına seçildi. Aynı yıl Rumların Atina’dan sevk ve idare  edilen EOKA yeraltı teşkilatının saldırıları karşısında etkin bir kuruluşa olan  ihtiyacı gören Denktaş, iki arkadaşı ile Kasım 1957’de Türk Mukavemet  Teşkilatını (TMT) kurdu. Bu teşkilat o güne kadar var olan Volkan Teşkilatı’nın  yerini aldı ve kısa bir zaman içinde, Denktaş’ın ısrarlı talepleri sonucu olarak  Türkiye’nin uzman kişileri tarafından EOKA’ya cevap verebilecek etkin bir  Mukavemet Teşkilatı haline getirildi.

Halkın Sesi gazetesinin haftalık  İngilizce nüshasının hazırlanmasında da önemli rol oynayan Rauf Denktaş, 1958’de  büyük ölçüde artan EOKA saldırıları karşısında Türk Mukavemetinin etkili şekilde  görev yapmasını sağladı. TMT’nin yayın organı olan Nacak gazetesi Denktaş’ın  gazetesiymiş görüntüsü içinde Kıbrıs Türklerine yön gösterdi, mukavemet telkin  etti. Nacak’ın son yazı işleri sorumlusu da Alper Faik Genç idi. Türk  Hükümetinin, bir ayda yüze yaklaşan Türk kayıpları karşısında kararlı çıkışı ve  aynı yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda rahmetli Fatin Rüştü Zorlu’nun  Yunanlı karşıtı Averof’u mağlup etmesi sonucu Yunanlılar Kıbrıs’ta eşit  şartlarda bir ortaklık Cumhuriyeti kurulmasına razı olmuş göründüler. Dr. Küçük  ve Rauf Denktaş bu genel kurul toplantısında kulis faaliyeti yaptılar. 1959’da  Zürih Anlaşması’nın hazırlanmasında Rauf Denktaş’ın perde arkasında etkin rolü  oldu. Türkiye’nin garantisinin 650 kişilik bir alayla “etkin ve fiili” bir  duruma getirilmesi Denktaş’ın ısrarı ve Dr. Küçük’ün de onu desteklemesiyle  mümkün olmuştur.

Aynı yıl Londra Konferansı’na katılan Türk heyetinde de  yerini alan Denktaş’ın Fatin Rüştü Zorlu’ya “Makarios bu anlaşmaları er geç  yıkacak ve Enosis yoluna çıkacaktır. Burada bir rol oynamaktadır. İleride bu  anlaşmaların kendisine zorla kabul ettirildiğini savunarak ortaklığı bozacaktır”  mealindeki değerlendirmesi, ne yazık ki ortaklık Devletinin kuruluşu ile  gerçekleşmiş ve 1963’de Kıbrıs’ta Enosis uğruna tedhiş yeniden  başladı.
Gizlice sandalla Ada’ya girerken tutuklandı
16 Ağustos  1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı’na ayak bastı. 1963  olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya gitti.  Temaslarını tamamlayan Denktaş, bir sandalla Kıbrıs’a geçti ve Türk direnişini  örgütlemeye başladı.

1964 Londra Konferansı’ndan sonra Makarios tarafından  ”istenmeyen adam” ilan edilen Denktaş’ın Kıbrıs’a girmesi yasaklandı. Gizlice  Erenköy’e çıkarak savaşa katılan Denktaş, 1967’de Ada’ya gizlice girerken  tutuklandı, yoğun girişimler sonucu Türkiye’ye geri verildi.

1968’de Ada’ya  giriş yasağı kaldırıldığından Kıbrıs’a dönen Denktaş, 1970 seçimlerinde Türk  Cemaat Meclisi Başkanlığına seçildi, 28 Şubat 1973’e kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı  Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi.

13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk  Federe Devleti’nin ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de  yürüten Denktaş, anayasa uyarınca 1976’da yapılan ilk genel seçimlerde devlet  başkanlığına seçildi.

Denktaş, 1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu.  15 Kasım 1983’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ilan edildi.

22 Nisan  1990’da yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı seçilen Denktaş,  1995’teki seçimlerde de cumhurbaşkanı oldu.
4 Rum liderle  görüştü
Kıbrıs sorununun çözümü için 1968’de Glafkos Klerides ile ilk  kez Beyrut’ta müzakerelere başlayan Denktaş, eski Rum liderler Spiros Kiprianu,  Yorgos Vasiliu, Glafkos Klerides ve Tasos Papadopulos ile yıllardır müzakere  etti.

2002’de sunulan ve Annan Planı olarak bilinen BM çözüm planına, ”Türk  askerini Ada’dan çıkaracağı ve Türkleri azınlık durumuna düşüreceği, devleti  ortadan kaldıracağı” savıyla karşı çıkarak ”hayır” kampanyası yürüten  Denktaş, 17 Nisan 2005’te yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday  olmadı.

Denktaş, Annan Planı sürecinde Avrupa Birliği (AB) üyeliğiyle yaşanan  tartışmalarda, ”Türkiye olmadan cennete bile girmem” demişti.

Rauf Denktaş,  24 Nisan 2005’te, Annan Planı referandumun 1. yıl dönümünde, görevi 2.  Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a devretti.

Denktaş, cumhurbaşkanlığından  ayrılmasının ardından, çalışmalarını, Lefkoşa’daki çalışma ofisinde  sürdürdü.

Fotoğraf çekme merakıyla da bilinen Denktaş’ın onlarca yayımlanmış  kitabı bulunuyor. Denktaş’a çok sayıda üniversiteden fahri doktora unvanı da  verildi.

13 Ocak 2012

cumhuriyet.com.tr