Bakü notları

Türkiye-Azerbaycan ilişkileri AKP Hükümetinin yanlış Ermenistan politikasından büyük yara aldı. Bakü yönetimi Türkiye’ye kırgın ve kızgın. Sadece yönetim değil halkta da kırgınlık hakim. Bir süre önce yapılan bir kamuoyu yoklamasında ancak 5 kişiden ikisi Türkiye’yi stratejik müttefik olarak adlandırmış. Gerçi AKP Hükümeti daha sonra yaptığını düzeltmek için bazı adımlar atmış ve örneğin vizeyi tek taraflı olarak kaldırmış; ancak bu Bakü’de ihtiyatlı durumu ortadan kaldırmış değil. İşte böyle bir ortamda Bakü’de uluslararası bir toplantı Rusya Cumhurbaşkanı Medvedev ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in himayelerinde düzenlendi.
Ben de 10-12 Ekim tarihleri arasında kardeş Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen  “21 Asır: Ümitler ve Sorunlar”  konulu Uluslararası Humaniter Formuna katılmak amacı ile bulundum. Toplantıya 120 ülkeden 300’e yakın bilim adamı davetli idi. Arjantin’den İsrail’e, ABD’den Ukrayna’ya, Kuveyt’ten Yunanistan’a, Hindistan’dan İran’a kadar çok geniş bir coğrafyadan konularında önemli isimler toplantıda bir araya gelmişlerdi. Bu isimleri tespit etmek bile önemli bir iş. Üstelik bu isimlere davet tek tek Azerbaycan Dışişleri Bakanı tarafından gerçekleştirilmişti. Belki de bu kadar çok ve önemli ismi gerçekten verim alabilmek ve hepsine söz verebilmek için dört günlük bir toplantı için davet etmek gerekmekteydi.
Toplantıya ayrıca 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in yanında eski Yunanistan, Litvanya, Romanya cumhurbaşkanları da katılmışlardı. Toplantı büyük bir iyi niyet ile düzenlenmiş olmasına rağmen katılımcıların önemli bir kısmı ile önceden etkili bir iletişim kurulamadığı anlaşılıyordu. Gelenlerden bazıları bundan dolayı tebliğlerini sunamadan geri döndüler.
Bakü ise büyük bir hızla gelişiyor. Bu ülkenin petrol zengini bir ülke olduğu hemen görülüyor. Değil 10 sene,  2 sene içinde gerçekleşen değişim bile gözle görülür şekilde. Bakü gelecek sene yapılacak olan Erovizyon yarışması için hazırlanıyor. Kente yarışma için binlerce kişinin geleceği tahmin ediliyor. Bundan dolayı her yerde yeni ve büyük oteller yapılıyor. Bakü bir dünya kenti olmak için hazırlanıyor. Gerçekten de Bakü’de görülenler küçümsenecek gibi değil. Sadece binalardan bahsetmiyorum. Çok daha önemli inşa edilen bir şey var: O da devlet. Azerbaycan yüzyıllar sonra hızla kendi devletini inşa ediyor. Çünkü bu coğrafyada geçen yüzyıllarda devlet Rus işgali ve yönetimi anlamına gelmiş.  Son  yirmi yılda ise Türk devleti kuruluyor. Bu gelişmenin hiç de öyle kolay olduğu zannedilmesin. Özellikle 1990’larda devletin bir Rus aygıtı olmadığı fikrini yerleştirmek hiç de kolay olmamış.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, babası Haydar Aliyev’in kurduğu sistemin başında. Ancak bir yandan devlet kurulmaya devam ettikçe ki devlet yasa demek öte yandan Azerbaycan zenginleştikçe Haydar Aliyev’in kurmuş olduğu sistem gittikçe tarihte kalmaya mahkum bir sisteme dönüşüyor. Şimdi İlham Aliyev’in önündeki en büyük görev artık kendi oğluna bırakmayı düşünmeyeceği bir siyasal sistem kurmak. Diğer bir ifade ile devlete damgasını vuran İlham Aliyev artık sisteme de damgasını vurmak ve sistemi dengeli ve kontrollü bir şekilde demokratikleştirmek zorunda. Bunun çok kolay olmadığı açık. Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı devlet geleneğinden gelmesine rağmen ilk gerçek demokratik seçim kurulduktan 27 sene sonra yapılmıştı.  Azerbaycan ise Türkiye’den farklı olarak sadece devlet mekanizmasını değil,  devlet zihniyetini de 1990’dan bu yana kuruyor. İşi 1923-1950 arasındaki Türkiye’den bu anlamda çok daha zor. Ancak Azerbaycan’ın işini kolaylaştıran bir husus var ki Türkiye ona sahip değildi: Petrol zenginliği.
İlham Aliyev, Azerbaycan’ın demokratikleşmesi meselesini Azerbaycan’ın milli güvenliği olarak görmeli. Ve ülkesini demokratikleştirme  konusunda İlham Aliyev babasından çok daha şanslı. Rahmetli Haydar Aliyev, totaliter bir siyasal gelenekten gelmekteydi. Bir başka şey görmemiş ve yaşamamıştı. Oysa İlham Aliyev, demokratik bir ülke olan Türkiye’de yaşadı. Demokrasinin ne demek olduğunu biliyor. Ve İlham Aliyev ülkesini demokrasiye yönlendirir ise gerçekten demokratik yapılmış seçimleri kazanma ihtimali hiç de küçük değil.
Son iki yılda Azerbaycan Bakü’deki toplantının da bir parçası olduğu kapsamlı bir stratejik iletişim/halkla ilişkiler kampanyası ile Azerbaycan’ın imajını tekrar inşa etmeye çalışıyor. Bu konuda yapılanların büyük bir kısmı çok doğru adımlar. Ancak yapılması gereken başka şeyler de var. Fakat, Azerbaycan yönetimi dış dünyaya yönelik olarak halkla ilişkiler stratejisine devam ederken esas halka ilişkiler stratejisini Azerbaycan halkı ile geliştirmeli. Bu ise demokratikleşmedir.

ÜMİT ÖZDAĞ

14 Ekim 2011

Haberiniz.com