GÜNEY AZERBAYCAN BAĞİMSIZLIK HAREKETLERİ VE SEYİD CAFER PİŞEVERİ

 

İranın işgali altında bulunan Güney Azerbaycan bölgesinin bugünkü durumunu tahlil edebilmek için coğrafi konumuna ve içinden geçtiği tarihsel sürece bir göz atmak gerekmektedir. Azerbaycan toprakları Hemedan’dan Derbent’e, Kızıl Özen ırmağından Baku’ye, Gümrü’ye kadar uzanan 250.000 Km2 lik bir vatan parçasıdır.
10. asrın son çeyreğinden 20. asrın ilk çeyreğine kadar yaklaşık 950 yıl İran Türk hakimiyetinden kalan yada Türk hanedanı idaresinde yaşayan bir ülke olmuştur.

 1813 yılında Kaçar Şahı, Rusya’nın Gence’yi işgaline karşı çıkmakla yapılan Gülistan anlaşmasıyla, Derbend, Kuba, Bakü, Lenkeran, Şirvan, Şeki, Gence, Karabağ Hanlıkları ile İlisu Sultalığı Rusya’ya 1828 Yılında yapılan Türkmençay anlaşmasıyla İran ve Rusya Türk yurdu Azerbaycan’ı ikiye böldüler. Bu tarihten itibaren Rusya toprakları içerisinde kalan kısım Kuzey Azerbaycan, İran topraklarında kalan kısım ise Güney Azerbaycan olarak anılmaya başladı. 19. asrın ilk çeyreğinde Ruslar tarafından işgal edilmiş olan Kuzey Azerbaycan da bugün 8 milyona yakın Azerbaycan Türkü, bağımsız şekilde yaşamaktadır. Güney Azerbaycan ise hala İran idaresi altında bulunmaktadır. İran’da yaşayan Türklerin önemli bir kısmını bu Güney Azerbaycan Türkleri teşkil etmektedir. Bu nüfusun yaklaşık 20 milyonu aşkın kısmı 86.000km2 lik alanda yaşamaktadır. Güney Azerbaycan’ın Türk nüfusu ile meskun olan belli başlı yerleşim merkezleri şunlardır: Tebriz, Urumiye, Hoy, Salmaz, Merent, Tufargan, Maka, Culfa, Şabister, Marağa, Astara, Halhal, Aher, Melekan Mişkin Şehir(Kiyav), Zencan, Abher, Miyana, Sarab, Sufiyan, Ardebil, Muğan, Bilesuvar, Sultaniye, Takistan, Kazvın, Hemedan, Soğukbulak. Günümüzde İran’ın nüfusu aslında tam olarak belli değildir ve bu nüfusun kaçta kaçını Türk soyluların oluşturduğu da açık olarak bilinmemektedir.Ancak bilinen şu ki İran’daki Türk nüfusunun 30 milyondan fazladır yani Türklerin nüfusu, ülke nüfusunun % 50 sini oluşturmaktadır..Buna göre İran’da yaşayan halkın yarısı Türk tür ve bunu inkar etmek mümkün değildir.
İran da yaşayan Türkler içinde Azerbaycanlılardan sonra en kalabalık ve önemli topluluğu Horasan’da yaşayan Türkmenler teşkil etmektedir. İran’da Azerbaycanlılardan ve Türkmenlerden sonra üçüncü önemli Türk gurubu da Kaşkaylardır. İran’da yaşayan önemli bir Türk gurubu da Şahsevenler’dir. Bu Türk toplulukların hepsinin oğuz soyundan geldiğini söylemek mümkündür. .Bunlar: Bayat, Avşar, Hamse, Kızılbaşlar, Karapapaklar, Karadağlılar, Miskin, Şatranlu, Geyimli, Kengelüler, Akkoyunlular, Karakoyunlulardir.
Güney Azerbaycan Türklerinin bu asrın ilk yarısında giriştikleri iki istiklal hareketi 1920 tarihinde Azadistan Devletini ilan eden Güney Azerbaycan da Şeyh Muhammet Hıyabani olmuştur. Hıyabani ,Güney Azerbaycan bağımsızlık hareketinde mümtaz bir yere sahiptir. Settar Han-Bağir Han önderliğinde başlayan meşrutiyet hareketine katılan Hıyabani siperlerde çarpışarak olgunlaşmıştır.
Güney Azerbaycan’da Azadistan Devletinin sükutu için Rıza Şah tarafından görevlendirilen Muhammet Takihan Pesyan bu görevi kabul etmedi Horasan Vilayeti Askeri Komutanlığını isteyerek oraya gitti ve siyasi çalışmalara başladı. 1910 yılında orada isyan bayrağını açtı ve 1921 yılında bağımsızlığını ilan etti. 1921 yılı sonlarına doğru İngilizler ve Farslar el ele vererek aynen Hıyabaniyi olduğu gibi onu da kendi adamlarına öldürttüler.
Muhtar Azerbaycan Devletinin kurulmasıyla sonuçlanan ikinci büyük mücadele ise 1944 ler de başladı. Bu dönemde Güney Azerbaycan bağımsızlık mücadelesini sosyalist muhteva ila ihraç ediyordu. Çünkü dönemin Süper gücü Sovyetler Birliği bu bağımsızlık mücadelesini destekliyor ve sosyalizmin söylevleri İran da ezilen Türk halkına ümit ışığı oluyordu.
Güney Azerbaycan  bağımsızlık hareketinin efsanevi ismi Seyit Cafer  Pişeveri 20.Yüzyıl Güney Azerbaycan siyasi tarihine ikinci büyük damgayı vurarak Güney Azerbaycan Türklerini 1 yıllık azatlığa kavuşturan bu ulu şahsiyet her şeyden önce bütün Türk dünyasının efsane önderlerindendir.
Bağrından millî kahraman çıkarmada eşsiz olan Türk milleti nice kahramanları , nice neferleri ile dünya tarihine yön vermiştir.
Seyid Cafer Pişeveri ; 26 Ağustos 1893 tarihinde Güney Azerbaycan’ın Halhal şehrindeki Zeyve mahallesinde doğmuştur.

Fars tecavüzcülerinin akıl almaz insanlık dışı baskılarından ve yağmalamalarından bunalan ailesi Azerbaycan’ın kuzeyine göç etmek zorunda kalmıştır.

Güney Azerbaycan Türklerinin yüz yüze kaldığı Fars saldırıları her yönüyle incelenmesi gereken şiddet olaylarındandır. Göç etmek zorunda kaldıkları Kuzey Azerbaycan’da da tam huzuru yakalayamayan Pişeveri , çocuk yaşlarda ailesinin geçimine katkıda bulunmak için çalışmaya başladı.

Doğduğu topraklardan çıkarılmanın acısını ruhunda yaşayan Pişeveri , sürgün yaşamının etkisiyle güçlenen ve kökleşen millî fikirlerini her koşulda ifade etmiş ve milliyeti uğrunda mücadele vermiştir.

Maalesef, İran ve Rusya’nın yeniden anlaşmasıyla Güney Azerbaycan  devleti İngiliz ve Rusların da desteği ile  askeri bir operasyonla ortadan kaldırıldı. Pişeveri ve arkadaşları da öldürüldüler.Güney Azerbaycan’da bir bağımsızlık hareketi daha kanlı bir şekilde bastırılmış oldu. Ancak bu mücadelenin etkileri günümüze değin devam etti.
O her zaman Türk’ten ve Türklükten yana olarak çizgisini belirlemiş, katıksız bir Türkçü olarak Türk dünyasının ışık neferlerinden olmuştur. Düşmanları bunu kabul etmese de o Türk dünyasında iz bırakmış bir fikir ve eylem adamıdır.
Pişeveri’nin en büyük uygulamalarından olan hiç şüphesiz 1 yıl kadar süren milli hükümet dönemidir.Güney Azerbaycan bağımsızlık  hareketi Türk siyasi hayatına geçen millî hükümet devresi çok ızdıraplı olmuştur.
Binlerce Güney Azerbaycanlı Türk milliyetçisi tutuklanmış Fars mahkemelerince çıkarılan fetvalarla ‘Iran Türklerinden millî hakları için hâkimiyetle çarpışanların namusları , malları , canları bize helaldir’ denilmiştir. Böylelikle dini kutsiyette kazanan Fars tecavüzcüleri Güney Azerbaycan Türklerinin canına malına , namusuna saldırmaktan geri durmamış , bunu dini bir emir gibi yerine getirmişlerdir.
Güney Azerbaycan  milli hükümetinin bin bir zorlukla , akan oluk gibi Türk kanıyla kurulmasının ardından hemen kapatılması ve kanlı Türk katliamı ile  sonlandırılması Fars sömürgeciliğinden sorulması gereken hesaplardandır.
Fars sömürgeciliğinin 1944 öncesi ve 1944 sonrasındaki kanlı Türk katliamlarından olarak tarihe geçmiştir. Millî hükümetin dağılmasının ardından Fars ordusu tarafından Türk diliyle yazılmış bütün eserler neşriyatlar toplanmış ve yakılmıştır.
İran-Fars  işgalcilerinin soykırımcılığının yanına kültür kıyımcılığı önemli bir olgudur, Güney Azerbaycan’da,güney Azerbaycan  türkleri yaşadığı acılar unutulmamalıdır.birlik olmalı Fars emperyalizmine karşı  Cafer Pişeveri ve Balbek’in ruhuyla mücadele etmelidir.

Tanrı Türkü  Korusun ve Yüceltsin!

Yücel Tanay

04 Eylül 2011

http://www.mevzuvatan.com/yazar/4514-guney-azerbaycan-bagimsizlik-hareketleri-ve-seyid-.html