Türkiye’deki Türk Milliyetçileri Nerede Hata Yapıyorlar?

Son yıllarda Türk milletçilerinin Güney Azerbaycanlılara yönelik tutumlarında ciddi değişiklikler yaşanıyor; Bu değişimi Güney Azerbaycan Milli Hareketine dönük husumet olarak da yorumlayabiliriz. Açık söylemeseler de Güney Azerbaycan’ı CİA ve Batı projesi gibi görüyorlar. Türk milliyetçileri içinde bu bakışın varlığını kanıtlamaya gerek yok. Türk milliyetçilerinden kiminle konuşursanız böyle düşündüğünü görürsünüz. Türk Ocak’larından MHP’ye kadar geniş yelpazede görüştüğüm insanların böyle düşündüklerini gördüm.

Öncelikle şunu belirtmem gerekiyor ki, Güney Azerbaycan Milli Hareketi Türk milliyetçi sayılabilecek bir siyasi hareket. Oradaki insanlar “ben Türk’üm ve Türlüğümü yaşamak istiyorum” diyerek hapse giriyor, işkence oluyor, hayat düzenleri altüst oluyor. O insanların mücadelesinin tek gayesi Türk olarak gururlu, onurlu, özgür ve bağımsız yaşamak. Güney Azerbaycan’da Türk milliyetçiliğinin belirleyici siyasi hareket olması Türk dünyası açısından tarihi bir fırsat. Neden?

İran Türkiye’den sonra en fazla Türk’ün yaşadığı ülkedir. Fars milliyetçiliği hâkimiyeti nedeniyle bu Türklerin altın köprüsü Türk dünyasını kılıç gibi ortadan kesmiş. Türk dünyasını coğrafi bütünlüğünü İran’daki Fars milliyetçiliği bozmuş. Türkiye ve Türk dünyası arasında Fars milliyetçi adından bir engel oluşturulmuş. Ele buna göre açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, Türk dünyasına giden yol Güney Azerbaycan’dan geçer. Turan’a giden yol Güney Azerbaycan’dan geçer. Türkler İran’daki Fars milliyetçiliği devletinden kurtulmadıkça Türk dünyasına kolayca ulaşamazlar. Bugün Türkiye çok ciddi baskılar altında. Türkiye karşılaştığı bu jeopolitik kuşatmadan çıkmak istiyorsa Türk dünyasına yol bulmalı. İran’da Fars milliyetçiliği hâkimiyeti sürdükçe Türkiye şu andaki karşılaştığı jeopolitik kuşatmadan çıkması çok zor.

Anadolu Türkleri İran’da yaşayan Türklerden daha önce milli bilince vardılar ve milli devletlerini kurdular. İran’daki Türkler yüzyıllar boyunca Şiilik, Farslık ve İranlılık aşkıyla yanıp tutuştular; böylece hem kendilerini yaktılar hem de Türk dünyasının birlikteliğini engellediler. Şimdi Güney Azerbaycanlılar tarihi gafletten uyanmışlar ve milli kimliklerinin farkına varmışlar. Güney Azerbaycanlıların milli uyanışı büyük tarihi fırsat. Biz yüzyıllar boyunca bu tarihi fırsatı bekledik. Bizler bin yıllar sonra birlikte olabileceğimiz koşulu yakaladık. Bizler Osmanlı-Safevi kavgasını çoktan aştık; bizler Türk’üz dedik. Güney Azerbaycanlılar bu tarihi dönüşüm geçirirken, teessüfle  şimdi Türkiye’deki Türk milliyetçileri bu fırsatı değerlendirmek istemiyorlar. Güney Azerbaycan Milli hareketinden Batı projesi diye uzak duruyorlar. Bin yıllar özlemini duyduğumuz ve beklediğimiz fırsat doğmuşken onu kendi ellerimizle gömüyoruz şimdi.

Güney Azerbaycanlılar “ Haray haray men Türkem” sloganlarıyla sokaklarda gösteri düzenliyorlar; onlar “Bakı-tebriz-Ankara – bizler hara Fars hara” haykırışlarıyla Fars şovenizmine karşı isyan ediyorlar. Bu isteklerin ve sloganların Batıyla ne alakası var? Batının desteklediğini iddia ediyorlarsa ispat etsinler. Batı destekliyorsa nasıl oluyor da milli hareket içindeki insanların gazete çıkaracak para bulamadıkları gözüküyor. Nasıl oluyor web site açacak kadar maddi olanakları yok. Nasıl destek ki, onun insanları para bulmak için gece gündüz inşaatlarda çalışıyorlar. Batı destekliyorlarsa nerede Para?. Batı destekliyorsa neden sesimizi hiç kimse duymuyor?. Batı destekliyorsa neden Batı medyası tam anlamıyla yüzümüze kapalı?. Batı destekliyorsa neden uluslararası kurumlar bizden mesafeli duruyorlar? Batı projesi olduğunu iddia edenler buyursunlar ispat etsinler. Batı destekliyorsa neden bu hareketin tribünü yok, televizyonu yok, gazetesi yok, dergisi yok. Neden? İşin ilginç tarafı odur ki, İran rejimi bizleri neyle suçluyorsa Türk milliyetçileri de aynı suçlamayı yapıyorlar. İran rejimi de bizleri MİT, CİA ve MOSSAD elemanları gibi gösteriyor.

“Türkiye’nin PKK/terör sorunu nedeniyle İran’la  iyi olmalı ve onunla birlikte hareket etmeli ve İran’ın iç işlerine karışmamalı” denildi. Yıllarca bu politika izlendi. Ne oldu? İran-Türkiye işbirliği PKK’yı bitirdi mi? Türk milliyetçilerinin bir bölümü sırf bu nedenle İran’daki Türklerden mesafeli durduğunu biliyorum. Yıllar sonra bu politikanın değerlendirme zamanı gelmedi mi?. Türk milliyetçileri PKK/terör nedeniyle içe kapanırken terör azalmadı; tam tersine büyüdü. Bunu bütün terör uzmanları biliyorlar ki, Türkiye PKK’ya karşı 90’lardaki askeri başarısını İran ile işbirliği içinde elde etmedi; O dönemde İran ve Suriye PKK’yı destekliyorlardı. Türk milliyetçileri bu sorunu içe kapanarak çözemezler. Neden? Çünkü tüm Batı Kürt milliyetçiliğini destekliyor. Türkiye bu jeopolitik baskıdan Türk dünyasına yönelmekle kurtulabilir. Bunun yolu Güney Azerbaycan’dan geçiyor. Kürt milliyetçilerinin “Büyük Kürdistan” hayali sadece Güney Azerbaycan üzerinden durdurulabilir. Güney Azerbaycan’daki Türk egemenliği Kürtçü yayılmacılığı engellediği gibi Türkiye’nin toprak bütünlüğünün de garantisi olabilir.

İran/ Fars milliyetçi rejimlerden Türklere dost olmaz. Bunu yüz yıllar boyu tecrübe etmişiz. PKK gibi kanlı terör örgütünü onlar başımız bela ettiler, şimdi de en büyük destekçileri yene onlar. Hani Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktu? Farslar ne zamandan beri Türklere dost oluverdiler? Ehmedinejad gibi köktenci Fars milliyetçisi nasıl oluyor da Türk dostu olarak görünüyor? İran’daki 35 milyon Türk’ün bütün haklarını gasp eden adam nasıl Türk dostu olabilir? Ehmedinejad Fars ırkını kutsallaştırmak peşinde; Fars milliyetçiliğini dinselleştirmek arayışında. Fars-Türk kardeşliği tarihi yanılgı. Türk-Fars kardeşliği yanılgısı yüzünden İran’daki Türkleri feda etmek telafisi olmayan hata. Şimdi Türk milliyetçileri Türk-fars stratejik ittifakından bahsediyorlar. Tarihi yanılgı üzerinde kurulan ittifakların sonu acı hüsranlara bitmiş.

İran’daki Türkler tarihsel olarak Türk milliyetçi düşünce hayatının önemli parçası. Anadolu Türk milliyetçilerinin zihniyetinde İran’daki Türkler “esir Türkler” kategorisine girmeseler de, ancak onlar hep dikkat merkezinde olmuşlar. Ziya Gökalp’tan Nihal Atsız’a, Nihal Atsız’dan Alparslan Türkeş’e kadar İran Türkleri hep stratejik hedeflerden biri olmuştur. Şimdi ne oldu? Şimdi ne değişti? Güney Azerbaycanlılardaki Türklük uyanışını dikkate aldığımızda Gökalp’ın hayal ettiği “Oğuzların Kültürel Birliğinin ayak sesleri duyulurken neden Anadolu Türkleri kapılarını kaplatıyorlar? Neden? Tarihi rüyamızın gerçekleşmesi yakınken neden yanlış algı ve tavırlarla onu erteliyoruz?

Arif Keskin

30 Ağustos 201

www.haberiniz.com