Güney Azerbaycan Bir Batı Projesi Olabilir mi?

Bazı arkadaşlarımın ağızlarından bu lafı, son zamanlarda çokça duyar oldum. “Güney Azerbaycan’daki Türklük uyanışı bir batı projesidir” Evet, maalesef bazılarımız, Amerika’nın İran’ı, ülkenin kuzeyinde yaşayan 40 milyona yakın Türk’ü kullanarak bölmeye çalıştığına fena halde inanmış durumda. Peki, bu düşünce ne kadar sağlam temellere dayanıyor? Gerçek olabilir mi? Tabii ki hayır.  Bunu iki temel sacayağına oturtabiliriz.İlk sacayağı İran Türklerinin tarihini iyi bilmekle alakalıdır. İran adlanan coğrafya henüz Amerika diye bir kıta bulunmamışken zaten Türklerin idaresinde olan ve yüzyıllar boyu Türk Milletine ev sahipliği yapmış bir coğrafyadır. Bu yüzden İran’ın Türklerin olduğunu haykırmak için Amerika ile anlaşmaya gerek yoktur. Amerika yokken bizim olan bir şeyin, bugün de bizim olduğunu söylemenin Amerika ile Batı Dünyası ile beraber çalışmak şeklinde algılanması yanlışında ötesinde bir saçmalıktır.Meselenin ikinci sacayağı ise, İran’ın yıllardır Türklere yaptıkları zulümlerin hiçbir şekilde Batı Dünyasında bir yankı uyandırmadığı ve aslında zulme uğrayan Türk olduğu için hoşlarına bile gittiği gerçeğidir. Madem Batı, Türklerin İran’ı bölmesine bu kadar meraklıdır, neden Elçibey’in iktidardan gitmesine göz yummuştur diye sormak lazım gelir? Batı’nın İran Coğrafyası üzerinde bir Türk planı olsaydı Elçibey’in iktidardan gitmesine göz yumar mıydı? Zira Ebulfez Elçibey, İran’a nota vererek Tebriz’in Kuzey Azerbaycan’la birleşmesi gerektiğini ve bunun tarihi bir zorunluluk olduğunu resmi ağızdan belirtiyordu.Esasen Batı’nın hiçbir şekilde, hiçbir zaman Türklerle ilgili olumlu, Türklerin lehine bir düşüncesinin olması imkânsızdır. Meselenin bir boyutu daha vardır ki ben arkadaşlarımızı bu boyutu da düşünmeye davet ediyorum. İran’da bugün hapiste yatan, suçu cezası belli olmayan, mahkeme tarihi belli olmayan ve zulme uğrayan binlerce Türk için Batı dünyası İran’a kaç gözlemci göndermiş ve kaç nota vermiştir? Kaç tane insan hakları kuruluşu, kaç defa Güney Azerbaycan’ı ziyaret etmiş, Batı’nın, Amerika’nın kaç şehrinde kaç tane gösteri düzenlenmiştir?Şunu çok iyi bilmeliyiz. Konu ne olursa olsun. Ruslar, Farslar, Araplar vs vs. hangi millet olursa olsun tarih boyunca Batı, Türklerin karşısında duran milleti desteklemiş ve Türk’e karşı cephe almıştır. 1. Dünya Savaşında Osmanlı Devleti Almanya ile ittifak halinde olmasına rağmen, kutsal topraklar İngilizlerin eline geçtiğinde Almanya’da bütün kliseler toplu halde çanlarını çalarak bunu kutlamışlardır. Batı ile ilişkilerimiz her zaman o çan seslerinin ürpertisi içinde gerçekleşmiş ve Batı Türk kanına asla doymamıştır.Diyarbakır’ın, Hakkâri’nin, Şırnak’ın Edirne ile İstanbul ile Ankara ile birliğini Tebriz’in yıkılmışlığı ve mazlumluğunda aramak yersizdir. Zira bugün Diyarbakır demokratik özerkliğini ilan etmiştir ama Tebriz hala İran’ın elinde esirdir.

İran ile neden bir arada olmalıyız? Bu İran değil midir yıllarca PKK’yı besleyen, Irak ile savaşta en ön cepheye Türkleri süren, bütün nükleer başlıklı füzeleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti topraklarına çevrilmiş bekleyen ve düşman dediğimiz Ermenistan’ı insani ve ekonomik yardımlarla ayakta tutan ve daha geçen yıl meclis başkanı tarafından soykırımı tanımamız salık verilen.

Bu İran’ın bütünlüğü ile Türkiye’nin bütünlüğünün asla ve asla alakası yoktur. Her coğrafya kendine has özellikleri içinde barındırır ve bu özellikler o coğrafyanın kaderini belirlerler. Yarın hak yerini bulup İran coğrafyası Türkler tarafından yönetilmeye başlandığında onların karşısına hangi yüzle çıkacaksınız?

Tam sürekli altımızı oyan İran Coğrafyasındaki Fars Devletinin yerine hemen yanı başımızda bir Türk devletinin kurulması çıkarlarımız için daha öncelikli ve gereklidir. En azından bu Türk Devleti, İran gibi dağlara taşları bombalayıp PKK ile mücadele ediyorum yalanları yerine gerçekten canıyla, kanıyla Türk Milletinin yanında her savaşa girecektir.

Amerika; Rusya, İran ve Çin ile düşman diye biz düşmanlıklarımızdan vaz mı geçelim?  Yere batsın o İran’ın toprak bütünlüğü. Bizi iki şey ilgilendirir: Birincisi Türkiye’nin toprak bütünlüğün sağlanması ve bu bütünlüğün TURAN coğrafyasını yavaş yavaş sarması. İkincisi kalıcı birleşmenin sağlanabilmesi için, TURAN coğrafyasının düşmanlardan ve Türk Birliğinden çekinen unsurlardan temizlenmesi.

Elçibey diyordu ki: Turan’ın yolu, Azerbaycan’ın birleşmesinden geçer. Birleşmiş ve güçlü bir Azerbaycan’ın bu bölgede Türkiye’nin toprak bütünlüğünü sağlamada İran’dan daha faydalı olacağını belirtmekte ve hatırlatmakta yarar görüyorum… Tüm kudretiyle: TANRI TÜRK’Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN!

ŞEVKET TALHA APUHAN
28 Ağustos 2011